Friday, November 18, 2011

Karar-sız- hayat bana güzel :)

En güzel kararları ne zaman alırız? Kendimizi en çaresiz hissettiğimiz anlarda mı yoksa hiç düşünmeyip yargılamadığımız anlarda mı?.
Tekrar ayaklarımızın üzerinde durmak zorunda olduğumuz için mi geliriz karar aşamalarına yoksa hayat mı savurur bizi o yöne?
Bazen hayat sana bi çelme takar sende ya izin verirsin insanların üzerine basıp geçmelerine yada kalkar onlarla yürürsün.
Eski sen olmazsın belki ama artık daha güçlüsündür, artık büyümüşsündür.
Çünkü bazı kararlar vermişsindir.
Ama işte o kararları vermek yok mu? Etrafımdaki insanların karar anlarını ilgiyle gözlemlerim ben, kimi aylarca düşünür, yapamaz, kimi etraflıca düşünür ve yine de yanlış karara varır.
Ben belki de bu sancılı karar dönemlerini yaşamamış şanşlı insanlardan biriydim.
Hayatımda sahip olduğum bir çok şey ani kararlar ve bir gecelik süprizlerle gerçekleşti.
Misal ben bir italya seyahatimde benimle yakından ilgilenen bir italyanla anlaşamadığım için italyanca öğrenmeye karar verip, 3 gün sonra kendimi kursta bulmuştum.
Bir başka seyahatte bizi gezdirdiği için kendisine çok özendiğim rehberle yaptığım ayak üstü bir konuşma sonrasında 'turist rehberi' olamaya karar vermiştim. Rasgele kapısından içeri girdiğim iyi bir turizm firmasıyla 10 dakika içerisinde anlaşmış ve hatta kendimi deneme turunda bulmuştum. ve 1 hafta sonra elimde tabela, havaalanında Amerikalı turistleri karşılıyordum.3.5 sene çalıştıktan sonra bu böyle olmayacak ben artık düzenli bir ofis hayatına mı geçsem derken bir yandan internetten karşıma çıkan ilk firmaya başvurumu yolluyordum. Ertesi gün gelen telefonla beni aynı gün görüşmeye çağırmışlardı. Düşünmeye vaktim bile olmadan gittim ve ilk ofis işimi o gün kaptım, el sıkıştık, maaş konuştuk, masamı gösterdiler, tüm bunlar 1 saat içerisinde olmuştu. Finallerim biter bitmez 1 hafta içerisinde başlıyordum. O gece olan oldu. Mezun olduğum lisenin İngilizce Bölüm başkanı, aday öğretmene ihtiyaçları olduğunu ve en kısa sürede görüşmeye gelip gelemeyeceğimi soruyordu. Dedim ya benim hiç karar verme gibi bir lüksüm olmadı diye, o gece yere dizlerimi üzerine çöküp sevinçten ağladığımı hatırlıyorum. Niye ağlamıştım bilmiyorum, aslında öğretmenliğin düşüncesinden bile nefret ediyordum. Ertesi gün giyinip gittim, işe alındım. 1 gece de öğretmen olmuştum.
Millet bütün lise hayatı boyunca düşünür ya, ben 1 gece de kararımı vermiştim bile.
Öğretmenliğimin 5. senesiydi, sıradan bir gün geçirmiş ve okul sonrası toplantıya girmeye hazırlanıyordum, bölüm başkanım yanına çağırdı, 1 yıllık bir online eğitim varmış, çok yoğun bir programmış, projeler hazırlıyormuşsun, düşünmek istermisin dedi. Düşünmeye gerek yok, kabul dedim. Ama son başvuru tarihi kaçmış, bir mail at bakalım dedi. Toplantıya geç girmek için izin istedim, ve projenin başındakilere bu programa girmek için ölüp bittiğimi anlattım, işin komiği projenin ne olduğunu ve niye istediğimi bile doğru düzgün bilmiyordum. İşte bu benim Cambridge Universitesinde Uluslararası öğretmenlik sertifikası ile başlayan ve State University New York'ta tamamlanacak bir master programının başıydı.
İşim çok yoğunlaşmıştı, bir sürü proje sırtlanmış birde üstüne masterı tamamlamaya çalışıyordum. Bir gün iş yerimde tatsız bir olay yaşadım, ertesi gün bir daha ve bir daha... O an bir karar vermem gerektiğini anladım, ne yapsaydım acaba, karar vermek çok zordu, en iyisi uyumaktı. Bir takım rüyalar gördüm, rüyamda Robert Kolejde işe başlamıştım. Sabah gözlerimi açtığım anda, yataktan fırladım, CV mi hazırladım, cover letter yazdım, öğlen olmadan başvurumu yapmıştım. Şimdi düşünüyorum da belki 1-2 gün düşünseydim, bu cesareti bulamazdım kendimde. 1 saat içerisinde cevap geldi, ne yazıkki yer yoktu ama tanışmaya davet ediyorlardı. tanıştık, hiç birşey çıkmadı tabiki, tam 1 sene öylece askıda bekledim. Unutmuştum bile artık böyle bir olasılığı.
Ailemle ve özel hayatımla ilgili kararlar aldım kendimce, o gece çok yakın biriyle paylaştım bu kararlarımı, telefonu kapattım, maillerime bakmak istedim, işte oradaydı, yeni işimden bir davet.
o gece mutluluktan ağladım, ertesi gün görüşmeye gittim, tarih 1 Hazirandı, işe alındım.. Eee ne oldu şimdi, hani planlarım vardı? hayat bana güzel oyunlar oynuyordu işte böyle :)
Şimdi yeni iş yerimin koridorlarında, ağaçlık bölgelerinde uzuun uzzuun yürüyüşlere çıkıyorum, kafamı kaldırıp binaya bakıyorum, neredeyim ben diyorum. Karar verme süreciniz olmayınca heşey bir rüya gibi olup bitiyor, kendi kendinize tekrar etmeniz gerekiyor nerede olduğunuzu.
Şimdi düşünüyorum da, belki de karar almamak en iyi karar,
hayat zaten bizi bir yerlere sürükleyecekse en güzeli anı yaşamak, mutlu olmak, sevdiğimiz insanlara mutluluk vermek, onlarla mutlu olmak..
Gerisini evren bizim için hallediyor :)
Teşekkür ederim Hayat :)

No comments:

Post a Comment