Tuesday, December 27, 2011

Dünyanın merkezinde oturmuşum...

Tecrübenin yaş ile ilgisi yok, çocukluğumdan beri insanlar benimle özel hayatlarını paylaşır, dertleşir sorular sorar. Annem ne zaman birine akıl vermeme şahit olsa ' sanki sen çok biliyorsun' der. 'Sanane, sen karışma' der. Kimi insalar suya sabuna dokunmadan yaşarlar doğru evet, ama ben?
Her işe burnumu sokmaya, insanlara yardım etmeye bayılıyorum. Sebebi aslında çok basit, insanların hikayelerini dinlemeyi seviyorum. Onları bir gün yazılarımın içine serpistirmek istiyorum, ilham almak istiyorum, doya doya hayatlarını dinliyorum. Sana ne diyen insanlara inat. En çok ta tanışma hikayelerini seviyorum, tanıştığım kişilerin anne babalarının tanışma hikayeleri. Kadere şahit oluyorsunuz onları dinlerken. 'yok artık, bu kadarı da imkansız'a' şahit oluyorsunuz. Doğu- batı kültürlerinin birleşmesini, vapur, muhallebici hikayelerini, ada hikayelerini, göç hikayelerini veya din engellerini dinliyorsunuz.
Hayatın taa içindesiniz bunları dinlerken, taa merkezinde, göbeğinde oturmuş olayları etrafınızda döndürüyorsunuz.
Birde bağlantılar kurmayı seviyorum, mesela anane-dede tanışma hikayelerinde kaç yılında olduğunu bulup, dünya savaşına bağlamayı, tam da darbeden 3-5 yıl önceymiş demeyi seviyorum. Sonra oturup tarihe tanıklık ediyorum.
Dünyanın göbeğinde oturup hayaller kuruyorum.
Hikayeler dinledikçe öğreniyorum, ders alıyorum, belki bu yüzden de arkadaşlarımın başları sıkıstıkça onların hep bir telefon uzağında kalıyorum. Her zaman onlara söyleyecek bir sözüm, uzatacak bir omzum, dikkatle dinleyen bir kulağım veya bir öğüdüm oluyor.
Kim bilir bir gün onlardan esinlenerek bir roman yazarım;
Tüm hayat hikayelerine sevgilerimle;
irem:)

2 comments:

  1. umarim yazacagin kitapta bana da kucuk bir rol duser :)

    ReplyDelete
  2. Seni baş kahraman yapıcam bekle :)

    ReplyDelete