Tuesday, January 24, 2012

Ananemin Sandığı..

3-4 gündür yollardayız, neredeyse 850 km yol katettik, yol üzerinde hangi ilçenin neyi meşhursa yapmak zorundaymışız gibi, orda köfte ye, burda çöp şiş ye ayran iç, aman üstüne künefe yemeden kalkma, ee şuranın döneri güzel, höşmerim de yemeden olmaz, buranın sakızlı kahvesi, aman kestane şekeri unutmayalım diyerekten geziyoruz. 
Seyahatin en güzel kısmı ananede geçirilen bir geceydi, bize ayrılan odanın baş köşesinde duran ananemin sandığı çocukluğumdan bari bana en cazip gelen şeydir. 
Sandığın içindeki şeyler hiçbirzaman değişmedi ama ben her seferinde değişen umutlarımla, kendime hitap eden farklı farklı şeyler buldum. Bir sene geldiğimde bir ispanyol şalı çıkarmıştım sandıktan, bir sene geldiğimde modası geri gelmiş bir ceketi, bir diğer sene ananemin genç kızken kestirdiği örülmüş bir tutam saçını bulup almıştım, bir sene de annemin çocukluğuna dair resimlerini. 
Her seferinde ne bulmak istersem onu bulup çıkardığım bir hazineydi benim için o sandık. Bu sabah yine erkenden uyandım, kalkıp örtüyü kaldırdım usulca, ananem örtüye öyle bir nişan koyuyordu, o sandığın içini öyle bir yerleştiriyordu ki her seferinde anlaşıyordu karıştırdığım. Bu sefer usulca kaldırdım sandığı, eski kokusu çoook uzak senelerden geliyordu. Tüm yaşanmışlıklar, anılar, üzüntüler, sevinçler, maceralar o sandıktaydı ve açtığın anda önüne seriliyordu. Geçmişe dair her bir nesneye tek tek dokundum, benden önce kimlerin dokunmuş olabileceğini düşündüm, Selanikten zorla evlerinden çıkarıldıktan sonra, bir kayıkla karşı kıyıya yollanan ananemin annesinin eşyalarına baktım, bu sefer hiçbirşey almadım sandıktan sadece tarihe dokundum.. 
Usulca yerine koydum çengelli iğne ile iliştirilmiş hurçların içindeki anıları.
Sandığı kapattım.. Ve..
Anıları birleştirip bir hikaye karalamaya başladım. 
Tüm tarih kokulu anılara sevgiyle,
irem

1 comment: