Saturday, January 21, 2012

En tahammül edilemeyen şeyler 1

Rahat bir yolculuk yapmanın hayallerini kuruyorsunuz, elinizde sadece en rahat el çantanız, içinde her türlü ipod, ipad, kitap, not defteri, kalemler, makyaj malzemeleri, gözlük vb eşyalarınız kompres haline getirilmiş; üzerinizde en rahat eşofman altınız, spor ayakkabılarınız, ee daha ne olsun? Her şey rahat bir yolculuk yapmanız için hazır. Evden bir süre uzaklaşacağınızı anlayan ve camdan melül melül bakan kedinize rağmen taksiye atlıyorsunuz, amaç kafa dinlemek! istikamet: kış günü yazlık eviniz!
Eğer şanslıysanız sabahın 6.30una rağmen çenesi düşük, çok konuşan bir taksiciye denk gelmediniz, demekki dünyayı kurtarmanıza gerek kalmadı. Ama o da ne? Çalan radyoda ıvır zıvır kıvır bir sürü saçma sapan şey konuşan şempanze olacakmışta kıl payı radyocu olmuş bir insan. Konuşuyor da konuşuyor, espirilere kendi gülüyor sadece. Siz de o an söyleniyorsunuz. 'Zaten bende kabahat, niye arabayı almadım ki'. Havaalanına geldik. Güvenliken geçiyoruz, önce palto çıkacak, lap top çantasından çıkarılıp ayrı bir kutuya konacak, birde üstüne çantanı koydun, etti mi sana 3 kutu? 3 kutunla beraber sağ salim geçtin, şimdi başla bakalım tekrar giyinmeye. O an aklına geldi, 'hay allah, niye online check in yapmadım?' Verdiler mi sana en arkalarda ki koltuğu. Aldın mı eline uçuş kartını? Haydi şimdi ikinci güvenlikten geçiyoruz. Palto çıktı, lap top çıktı, çanta kondu, o da ne, ayakkabı da ayrı kutuya konacak. Haydi bu sefer ettin 4 kutu, kutuları yolladın ama sen geçemiyorsun, niye? Çünkü nüfus cüzdanın kaldı çantanda, çoktan geçti x-ray'den. Rica et, çanta geri gelsin, afra tafra çek. Geçtin mi? Heh tamam, şimdi kredi kartlarnın sana sağladığı konforlu salonlarda 2 lokma birşey yerken, deminden beri çalan telefonuna bakabilirisin.
Keyif bitti, uçağa 30 dakika var, koş koş kapıyı bulmaya. Kapı alt katta ise yandın, yok sana körük mörük. Bindiriyorlar seni kalabalık bir otobüse, bekle dur, o otobüs bir sağa bir sola döne döne uçağı aramıyor mu? Sigorta atmaya başlıyor, Otobüsten indin, 'eyy millet, uçak kaçmıyor ya, nereye koşuyorsunuz?' Doğru ya bavullarını biran önce kabinlere yerleştirip oturma derdindeler. Sen rahatsın, elde sadece bir el çantası, hiç acele etmeye gerek yok modunda vakur adımlarla uçağa ilerliyorsun. Tabiki merdivende durdun. Niye? Millet bagaj yerleştiriyor ya! Sola bak, aa pilot resmen kırmızı ışıkta bekler gibi, çıkarmış kolu dışarı, öbür elde telefon. Hani yasaktı telefon uçakta?
Off off, takılma şimdi bunlara, bin uçağa. Numaranı buldun mu? Güzel, tam oturdun, cam kenarının sahibi geldi, haydi kalk yer ver, ona buna çarpma dikkat!
Eveeett, ohh artık rahatım, şimdi çıkarırım kitabımı, okurum 50 dakika geçiverir. O da ne? hayır hayır! İmdat, olamaz, şansa bak demene kalmadan, şirin görünümlü ama o pembe şapkanın altında bir canavara dönüşebilen bir bebek annesinin kucağında gelip yanına oturuyor.
'Aman yok uslu birşeye benziyor bu baksana, gülücük filan atıyor, iyi iyi' dedin mi, yandın, Murphy duydu seni işte, bebek çığlığı bastı mı? Haydi geçmiş olsun.
Hemen İpod'u çıkar, 'forever young' çalıyor ama o ne arkadan 'Viiiaaaooowwww' 'ciyyaaaakkkk' diye bir sesler. Ipod son seste olmasına rağmen, böyle bir ağlama yok !
Zaten arkalardasın, 2 arkada boş yer var hemen atla.. YOK YOK, fayda YOK ses oraya da geliyor! Susmuyor çocukk susmuyoorr!!! Ne kitabı, ne hali, ne işim var! Yanında oturan adamda kokuyor mu sana, oohh mis gibi uçak seyahati. Pilot anons yapıyor bir yandan 11. sıradayız, o esnada car car sohbet eden japonlar mı ararsın, telefonla konuşanlar mı ararsın, (Aloo, Hala 45 DEkka rötır yaptı, beni merak etme) ( Volkan, abi uçaktayım, aricam seni sonra); Bu tutmuş, bu pişirmiş, bu kesmiş, bu yemiş, bu da hani bana hani bana demiş diye oyun oynayan çocuklara kadar TAM BİR TIMARHANEDESİİİNN.
Kış günü huzur istedin ya, al sana huzur!
Sağda kokulu adam, solda bebeğin susması için akıl veren kadın, bir yanlışlık olmalı burda.
Sonunda kafa şişmiş bir şekilde iniyorsun, aaa o da ne, merdivenlerde önünde ağlayan bebek iniyor, SUSMUŞ, öylece bakınıyor, derdin bana mıydı çocuğum diyorsun..
Boşveeerrr!!! Gülümseyerek devam et! Hayat herşeye rağmen güzel :)

Bunu yazarken asıl amacım detaya girmek değildi aslında, tam bir buçuk saat susmadan ağlayan bir bebeğe nasıl tahammül ediliri sorgulamaktı. Ama baktım detaylar çok.
Eh tatil demek birazda bunlara katlanmak demek. Çok şükür şuan huzur içerisinde yazımı yazabiliyorum. o zaman bu yazımız da,
Uçakta ağlayan tüm bebişlere gelsin ;
irem;

No comments:

Post a Comment