Saturday, January 28, 2012

fotoğraflarımın anlattıkları..

2 gündür bembeyaz bir örtüye uyanıyor İstanbul, eskiden camın kenarında oturup seyretmeyi tercih ederdim, fotoğraf çekme tutkum başladığından beri dışarılarda olmak istiyorum.
'Arabayı da nasıl çıkarırım dışarı, aman kayıp düşerim şimdi buz heryer veya çok soğuk şimdi şifayı kapmayalım' devri bitti. 
Bundan iki hafta önce kar yağdığında, işe giderken yanımda fotoğraf makinemi de taşımıştım, çalıştığım okulun binası güzel ve mazarası şahane ya.. Yol üzerinde giderken boğazının bir kesitini görebildiğiniz bir yerden geçiyordum ki, hemen arabayı kenara çekme ihtiyacı hissettim, sanki ben onu ölümsüzleştirmez ise kaybolup gidecek ve o güzellik bir daha gözükmeyecekti. Çektiğim fotoğrafları o akşam büyük bir mutluluk ve yeni yetme fotoğrafçı edasıyla facebook'a koydum, bir baktım, resimler benim olmaktan çıkmış, tüm facebooktaki insanlar paylaşmaya başlamış, 100den fazla tanımadığım kişi resmimi paylaşmış, beğenmiş, bana 'friend request' ler yağmış, tanımadığım dünyanın diğer ucundan Çin'den, Taiwan'dan mesajlar gelmiş, herkes resimleri ne kadar beğendiğinden bahsediyordu. 
Ağzım açık oturdum bilgisayarın karşısında bir süre. Demekki dedim, insanlar bu güzellikleri seyretmeye doyamıyor, ve dahasını istiyor.. O zaman daha çok çalışmalıyım. 
Evimde pinekleyerek, arkadaşlarımla buluşarak, sinemaya giderek geçirdiğim bu cumartesi günümü Sultanahmet'te geçirme kararı aldım, şimdi evden çıkmak üzereyim..
Hayata dair öyküler yakalamak istiyorum ve güzel manzaraları ölümsüzleştirmek istiyorumm..
Döndüğümde görüşmek üzere ...
İreM;

No comments:

Post a Comment