Saturday, January 14, 2012

Güneş Saygılı'nın Gerçek Yaşamı

'Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde' demişti Şems. Aşk hepimizin en hassas olduğu noktaydı ve vurulmaktan en çok korktuğumuz yerimizdi kalbimiz.
Hepimizin yaşadığı aşk hikayeleri vardı, rededilmişlikler vardı, korku, pişmanlık ve kırgınlıklar vardı.

Belki bu yüzden çok sevdik Güneş Saygılı'yı; Erendiz Atasü'nün yazmış olduğu en son romanının baş kadın kahramanı olan Güneş Saygılı'yı. Güneş sevgi arayan bir kadındı, sevgiyi basit birşey sanıyor, ona kolay ulaşabileceğini umuyordu, Doğan ise hiçbir duyguya demir atamıyor, tedirgin ve kendinden kaçak yaşıyordu. Güneş, reddedilmişlik ve istenmeme duygusunu yaşamak zorunda bırakıldıktan sonra ise başka bedenlerde avunmaya çalışan ve o bedenleri sadece fiziksel obje olarak görüp, kendi bedensel isteklerini yerine getirmeye çalışan bir kadına dönüşmüştü. Aydın bir aileden geliyor olmasına rağmen yinede bir erkeğin boyundurugu altına girmek istiyordu zaman zaman.
Bu değişken ruh halleri ve git geller arasında kendini en çok korumayı başaran ise Oda'ydı. Oda kitaplarla dolu, güneş'in ilk başlarda utandığı, daha sonra tüm aşklarına acılarına sahne olan, figürler değişirken o hep aynı kalan bir semboldü. Oda kitabın sonuna doğru eskimiş yıpranmış, bir tek çalışma masası eklenmiş ama ruh halinden hiçbirşey kaybetmemişti.
Tüm bu dengelere bakıldığında roman bir Alegoriydi aslında. 
Güneş adı gibi ışık ve umut veren 1980lerin yönetim sistemiydi.. hayatına karakterler girmiş çıkmıştı, ve her seferinde sıfırdan başlamaya çalışıp yinede hatalarla dolu olan bir sistemin aynasıydı. Güneş mutluluk ve başarı umutlarıyla başlayan ve sonunda çöken tüm başarısızlıkların ve yönetim sisteminin bir allegorisiydi.
Virüsler ve çöpler şehri sarmış, halk hastalıktan kırılıyordu, aynı şekilde aydın kesiminde bel kemiği kırılmış ve bir hiclige suruklenmisti. Güneş Saygılı yazarın kendi deyimi ile ' yüreğine sökülmez bir çivi çakıyor ve bunun sızısını seviyordu'. Bir aydın kadının akrabalarından bile daha çok güvendiği kapıcı Zehra teyzesi ise Alevi kesimi temsil ediyordu. Zehra romanda her karşımıza cıktıgında seviniyor ve ona güveniyorduk.
Güneş Saygılı'nın Gerçek Yaşamı çok başarılı bir dönem romanı ve ancak bir kadın yazar bir kadın karakterin kafasındaki dönemeçleri bu  kadar başarılı anlatabilirdi. Tüm bu detaylar birde Erendiz hanım'ın müthiş Türkçesi ile birleşince ortaya okunası şahane bir edebi eser çıkmış.
Biz cook begendikk :)

İyi okumalar;
irem

2 comments: