Sunday, January 22, 2012

Kışın ortasında yaz :)

Yazlık mekanları hep en kalabalık haliyle görmeye alışmışız, restoranlar tıklım tıkış olacak, boş masa bile bulunmayacak, plajlarda şezlong bulmak imkansız olacak, sağ sol çocuk çığlığı, turist kalabalığı olacak. Bende hep merak ederdim acaba bu yazlık mekanlarda yaşayan insanlar kış günü ne yapıyorlar diye. İşte bu yüzden kış günü ne işin var oralarda diyen çevreme aldırmadan, bir küçük çantaya 3 günlük kıyafet ve kitap deposu yaptıktan sonra atladım uçağa geldim.
3 gün önce istanbulda kar resimleri çeken ben değilmişim gibi, şimdi balkonda uzanmış güneş banyosu yapıyorum.
Kasaba burası, küçüçük bir yer, 1 postanesi, 1 camisi, 1 belediye binası, 1 sağlık ocağı, huzur dolu bir marinası var, bize de fazlasına gerek yok, hayat güzel akıyor burada. Az önce telefonla arayan arkadaşıma 'bugün ayın kaçı?' diye sordum. Twitter'a bakmadım, elimde fotoğraf makinem avare avare dolaştım limanda, karaya çekilmiş tekneleri seyrettim boş boş. Düşüncelere dalmış yürüken ıslak bir burun değdi elime birden, zıpladım, siyah pasparlak tüyleriyle bir köpek bana selam veriyordu, kafasını okşamamla diğer kardeşi ve annesi de geldi, onlara süt ve ekmek aldım, besledim, sevdim.
Hayatı durdurdum burada kendim için bir 'pause' yaptım.
Ne giydiğinin önemi var burda, ne de saatlerin önemi.
Herşeye rağmen hayat burada da akıyor.
Trafik ışıkları olmaksızın da akıyor hayat, alışveriş merkezleri olmadan da ...
Kalabalık olmadan da akıyor hayat, televizyonsuz da akıyor..
Güneş dolu, sıcacık sevgiler;
irem;

No comments:

Post a Comment