Monday, January 30, 2012

Rafine hayat ...

Yaşımız ilerledikçe mi daha seçici oluyoruz hayatımıza sokacağımız insanlara karar verirken? Yoksa yorgun mu düşüyoruz laf kalabalığından, fazla dert tasadan?
20'li yaşlarda daha hovarda oluyor insan, çok rahat arkadaşlık ve ilişki tüketebiliyor, her türden insanla görüşebiliyor, her türlü insana boyun eğebiliyor, 'hayır' demeyi bilmiyor.
Hayatın biraz oturuşmaya başladıktan sonra artık temiz bir hayat sahibi olmak ve daha çok kendine yönelik şeyler yapmak istiyorsun. Bencil olmuyorsun da, nasıl demeli, kendini daha çok korumaya almaya başlıyorsun. Ve yavaş yavaş daha az vakit ayırıyorsun sana mutluluk vermeyen, hep senden götüren insanlara.
Son bir kaç zamandır ne zaman bir arkadaş ortamında bu muhabbet açılsa aynı şeyi söylüyorum;
Hayat kısa, ve bizim birlikte olmak istemediğimiz insanlarla vakit harcayacak kadar lüksümüz yok.
Hayat yoğun,  çalışma hayatı zaten eşe dosta ayıracağımız zamanın büyük bir çoğunluğunu çalıyor, çalmasa bile öyle yorgun bırakıyor ki, 2 laf edecek yerde evine gidip kanapene ayaklarını uzatıp pineklemek istiyorsun.
Elde kalıyor kısacık bir haftasonu, o haftasonunu da kimlerin yanında mutlu hissediyorsan onlarla geçirmek istiyorsun, kimleri ailen gibi hissediyorsan, kimler senin dilinden anlıyor ve hoş sohbetine ortak oluyorsa onlarla olmak istiyorsun.
Dost çok kıymetli bir kavram, aynı dili konuşabildiğin 2-3 dostun varsa dünyalar senin. Çekirdek ailen yanındaysa senden zengini yok. Birde seni tamamlayan eşin varsa, gerisi safsata arkadaşlar..
Mutluluk o rafine hayatta. Bilmem kim şunu demiş, acaba ne demek istemiş, acaba şu kişi bana laf mı sokmuş, bana kırılmış mı, niye aramamış, bunların hiçbirine ihtiyacımız yok, üzüntüye, sıkıntıya, derde, tasaya hiç ihtiyacımız yok. Yalana, dolana, kendini rahatsız ettiğin ortamlara hiç gerek yok. Bunlar bize sadece negatif enerji verir, hayatımızı karartır, girdabın parçası olur çıkarız.
İşte bu yüzde hayatı şu meşhur TV dizisi 'How I met your mother' da ki gibi yaşamak lazım.
Hayır demeyi bilmek, mutsuz olacağın her ortamdan kaçmak lazım..
Hızla akıp geçen zamanı en sevdiğimiz dostlarla geçirmekten güzeli yok, sadece MUTLU olduğun, seni gülümseten insanlarla olmak gibisi yok.
Gerisi boş, gerisi ayrıntı..
Mutlu haftalar herkese :)
irem;

No comments:

Post a Comment