Friday, January 27, 2012

Şu blog yazmak işi..

Bir kaç haftadır görüşmediğim yakın bir arkadaşımla görüşyoruz dün. Konuşacak çok şeyler birkmiş ise buluşma yerimiz Emirgan Sütiş. Kahvaltıya diye buluşup öğleden sonraya kadar oturuyoruz. Ordan burdan derken konu bloguma geliyor. 'Çok beğendim' diyor arkadaşım. 'Gerçekten mi?' diyorum. Laf olsun diye sorulmuş bir soru değil bu merak ediyorum acaba nasıl yapıyorum bu işi diye.
'Bence modayla ilgili şeyler eklemelisin' diyor. 'Yok diyorum, artık aram yok modayla filan, ben bildiğim işi yapayım, içimden  ne geliyorsa yazayım, gittiğim gördüğüm yerleri yazayım, çektiğim resimleri paylaşayım, bazen hikaye yazayım, şiir yazayım, bu bana yeter' diyorum.
Arkadaşım dikkatle dinledikten sonra 'bence sen bu blog işine girdin çünkü sende kendine güven var' diyor. Burada ona katılmıyorum. Kendine güvenle ne alakası var blogun, aksine ben çekingenimdir. 
Blog'u yazma dürtüsü ile açtım diyorum. Yıllarca orada burada karaladığım ufak tefek hikayelere çeki düzen vermek için, belki bana seyahat önerileri soran arkadaşlarıma, gidin bloguma bakın demek için, ve devamlı yanımda taşıdığım karalama defterindeki duygulara öyküler ekleyip onları anlatmak için.
'Hayır güven olmasa bu kadar ismini yazamazdın' diyor. İsmimi yazıyorum çünkü yakın arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum yazdıklarımı. Bilsinleri beni onaylasınlar istiyorum belki de.
Bu konuşmamızın sonunda eve gelir gelmez, blogu sadece yakınlarıma değil, facebookta, twitterda tanıdığım herkese açmaya karar veriyorum.
Madem bir iş yapıyorum, paylaşayım istiyorum tüm sevdiklerimle ..
Tüm önerilerinize açığım;
Sevgiyle;
irem

No comments:

Post a Comment