Monday, February 6, 2012

Değişik...

Hepimiz hayatımızın bir döneminde yanlış bir arkadaş sokmuşuzdur hayatımıza. Lise'de çalıştığım sürece bir çok velim geldi benimle özel konuşmaya 'aman hocam, kızımın/oğlumun arkadaşından hiç memnun değilim, bir şey yapın, ayırın'. İyide ben ne yapabilirim? Kaldı ki siz yasakladıkça, ona daha çok çekici gelecek o 'değişik' arkadaşlık ve işin içinden çıkamayacağız.
Lise bitti, üniverisite yılları geldi, belki okul sonrası sizi 'değişik' bir yerlere davet etti arkadaşlarınız. 'Değişik' bir müzik dinlemeyi o arkadaş sayesinde öğrendiniz belki.
O yıllarda başladınız hayata dair planlar yapmaya ve 'değişik' planları olan insanlar sizi cezbetti. İş hayatına atıldınız, 'değişik' bir proje fikri vardı bir arkadaşınız ama tutup tutamayacağından emin değildi, sizi kullandı. Size öyle bir arkadaş çevresi verdi ki, aklınız başından gitti, 'Vay be, hayat buradaymış' dedirtti. Bu 'değişik' arkadaşın sizi anladığını ve sizi geliştirdiğini düşünüyorsanız, baştan söylüyorum, geri dönün o yoldan. Farklı olmak, farklı yollara sapmak isteği ancak tatminsizlikten doğar, hayatınızda ki sevgi ve güven eksiklikleri sonucu yanlış kişilerde avunduğunuzu sanarsınız, o ise sizi kemirir durur. Çelik kapılardaki çift güvenlik kilidi gibi, siz altı açarsınzı o üstü kilitler, siz üste yeltenirsiniz, o altı kilitler, böylece girdap gibi sizi kendi içinize hapseder, ne bir arpa boyu ilerlersiniz, ne de doğru yolda gelişirsiniz. Üstelik bundan garip bir şekilde hoşlanırsınız.
Kendi o kadar çamura batmıştır ki, sizi de çektikçe hoşunuza gider, birliktelik duygusu var ya işin ucunda. Oysa bir bakmışşsın saplanmışsın batağın dibine, bacağını çeksen kolun çıkmıyor, kolunu çeksen bacağın batıyor. Daha da kötüsü övünüyorsun batağa saplanman ile.
Birinci faz olan yanlış arkadaşa körü körüne sevdalanma bittikten sonra ikinci faz başlar, beraber batmaya başlama, etrafındaki tüm insanlardan kopma, onları umursamama, onlara değer vermeme.
Kelebeğin 1 günlük mutluluğu gibi yaşanan o sahte mutluluğun yavaş yavaş sonlanması ile birlikte 3. faz olan farkındalık süreci başlar. 'Galiba yanlış bir kişi bu', veya direk 'vay be bu da kazık attı'lar uzak değildir artık. Maddi kayıplar oluşmaya başlar ve herşeyden önemlisi manevi olarak bir ağaçkakan tarafından gagalanmış ve bir oyuk açılmıştır ruhunuzda.
4. faz genelde Türkçede kürkçü dükkanına dönüş olarak adlandırılır. Çekilen acılar, ilk fazda gözden çıkardığın o yegane eş/dost/akraba 'nın omzunda teselli bulur.
İşte böyle bir döngüdür hayat.
Sen kaptırıp gittiğinde, 'karışmayın, ben onunla mutluyum'dediğiniz anlarda, arkanızı döndüğünüz dostunuzun sizi aynı limanda bekliyor olduğunu görmek esas mutluluktur işte.
O zaman dönüp aynaya dersiniz 'Esas mutluluk buymuş ta haberim yokmuş, ben ise 'değişik' olanın cazibesine kapılmışım' .
Tüm değişim meraklılarına gelsin....
irem

1 comment:

  1. cok dogru bir degerlendirme olmus, maasallah sen de kurkcu dukkanini hic kapamiyorsun : -)

    ReplyDelete