Sunday, February 12, 2012

Efsanenin dönüşü..

Bazı filmer vardır ya ne kadar izlesen doyamazsın, her izlediğinde ayrı bir tat alırsın. Mesela bizim Türk filmleri öyledir, Tarık Akan'ın Gülşen Bubikoğlunu tavlamak için pikniğe giden minibüsün tepesinde bitmesi  ve eğilip açık camdan içeri kafayı sokup 'nerde bıraktım kalbimi acaba, ah nerede vah nerede' şarkısı eşiliğinde onu öpme sahnesini 100 kere izleyip her seferinde zevk alanlar parmak kaldırsın?
Peki Habamam Sınıfında Fenerbahçe maçına kaçarak giden sınıfı karşılayan sonra tümüne ceza veren Mahmut Hocayı? kafayı yiyen müfettişi? :) İz bırakmış herkeste değil mi?
İşte o yüzlerce kez izleyip bıkmadığımız filmlerin arasında sizi her seferinde alıp bambaşka bir dünyaya götüren 6 filmlik bir destansı hikaye, bir Saga. Yıldız Savaşları.
Yaşı 30'un üzerinde olanların ne yazıkki 4-5-6 , 1-2-3 sıralamasıyla izlediği; yeni yeni izlemeye başlayanların 'laz mı bu adam 4ten çekmeye başlamış' dedikten sonra aslında yeni 4ün bizim 1.miz olduğunu anladığı; önce 4ü mü izlesek 1i mi diye mutlaka bilen birine danıştığı; hiç bilmeyenlerin ise yeni 3 boyutlu teknoloji sayesinde geri gelen 1. filmden başladığı meşhur Star Wars. 
Milyonlarca fanları var, Star Wars t-shirtünü üzerinden düşürmeyen, saç stillerinin taklit edildiği, lightsaber'ını (ışın kılıcı) kapıp, kostümünü giyenin gittiği yıllık galaktik toplantıları ile bir fenomen yarattı George Lucas yıllar önce. 
Elinde hiç bir teknolji olmadan, 1977 yılında sadece bir senaryo ile çekimlerine başladığı Star Wars filmlerinde teknoloji geliştikçe filmlerin içinde savaş sahneleri gelişti, uçan arabalar, süper ileri teknolojiler, savaş makineleri girdi hayatımıza. Önce beyaz mika kostümleri içerisinde stormtrooperlar, sonra robotik klon ordusu, Destroyerlar, ışık hızına ulaşan uzay gemileri ve yüzlerce çeşit karakter, hepsi farklı dili konuşan toplumlar, kimi denizin altında, kimi ağaçların tepesinde, kimi ormanın derinliklerinde yaşayan yüzlerce çeşit değişik kabile.
Harrison Ford (Han Solo) ve Natalie Portman (Queen Amidala) gibi ünlüleri de hayatımıza sokan bu müthiş destanın hiç sönmedi ışığı. Hep konuşuldu, hep tartışıldı, her izleyen kaptırdı kendini, bambaşka galaksilere, bambaşka gezegenlere seyahat etti herkes. Önce acıdık aşkına kavuşmak isteyen Anakin Skywalker'a, sonra öfkelendik diğer tarafa geçtiğinde, sevindik Darth Vader öldüğünde, üzüldük küçük Jedi şövalyeleri katledildiğinde. Her zaman hayatımızın bir parçası olan bu hikayeyi George Lucas 3 boyutlu olarak tekrar vizyona getirdi. Koşa koşa gittik tabi haliyle. Genelde izleyicilerin yaş grubu 30-35ti, herkes çocukluğunu tekrar bulmak için gelmişti bu filme. O zaman izledikleri zaman yanlarında kim vardı bilinmez ama çoğunun eşi veya arkadaş grubu vardı bu sefer. 
Gözlüklerimizi alıp oturduk, reklamlar bitipte meşhur 'Bir zamanlar önce bir galaksi varmış' yazısı akmaya başladı mı sinemada bir alkış, bir çığlıklar bir ıslıklar koptu anlatamam. 
Film 3 boyutlu çekilmediği için tabiki teknolojinin nimetlerinden pek yararanamamış yani hadi 3 boyutlu izlediğime değsin diyebileceğiniz hiç bir sahne yok neredeyse. 
Ama önemli olan o değildi, Qui-Gon-Jinn, Obi Van Kenobi ile Sith (Darth Maul) karşılıklı ışın kılıçlarını konuşturuken herkes nefesini tutmuş, koltuğa yapışmış izliyordu sonunu bile bile. 
Ve film bitti, yönetmen : George Lucas yazısı çıkınca salon yine yıkıldı alkıştan.
İşte böyle bir maceraydı, yıllar geçecek ama sönmeyecekti Yıldız Savaşlarının ünü. 
Her zaman aynı tadı verecek, her zaman sizi alıp galaksiler arası gezdirecekti.
Ehh heralde artık yazıyı da nasıl bitireceğimi anlamışsındır. 
Güç sizinler olsun, yani;
May the force be with you :)
irem ;




UPDATE:  Bu da ertesi gün İstinye Parkta ki Star Wars karakterlerinin showundan bir kare :)
Obi Van Kenobi vs Darth Vader
:)

No comments:

Post a Comment