Thursday, February 23, 2012

iki arada bir derede blog yazmak :)

Blog yazmak artık bir ihtiyaç benim için, yazamadığım zamanlarda mutsuz oluyorum. Tam da istediğim kıvama getirdim kendimi. Yıllardır içimde yazma isteği ile yanıp tutuştuğum halde asla vakit bulamıyordum, oturup her başladığım öykü yarım kalıyor, tarafımdan bir silme tuşuna basarak yokediliyordu, oturup karakterler yaratıyor, onlara özellikler buluyor, onları birbirine bağlıyor fakat bir türlü bunları kağıda dökemiyordum. Zamansızlıklar, yetmezlikler, ağır bir iş temposu yetmezmiş gibi master dersleri canıma okuyordu. Oysa ben hep aklımda bir şeye takılmıştım, yazmak istiyordum ve nasıl yazmaya başlayacağımı bilmiyordum. Sildiğim hikayeler, yarım kalmış romanlar öylece bakıyorlardı bana. Eve geldiğimde bir yığın sınav kağıdının, bir dolu işin içinde buluyordum kendimi, ya evimden feragat etmeliydim, ya kendimle ilgilenmekten, ya da 3-4 saat uyuyacaktım. Hiç biri olmadı ve içimdeki düşünceler birlik olup darbe ile yazma hevesimi bastırdılar.
Hayatımdaki güzel değişiklikler sonucu gelen yeni yaşam stilimde artık boş saatler vardı, sudan çıkmış balık gibi nasıl tekrar yazma hevesimi geri getireceğimi düşünmeye başladım. Kafama göre bir roman yazsam, beğenilecekmiydi? okunacakmıydı? Belki de hevesim kırılacaktı ve boşu boşuna kürek çekmiş olacaktım. Tam da o zaman da blog yazma fikri geldi aklıma. Daha önce kimsenin blogunu takip etmemiş, nasıl yazılır, neler yazılır bilmiyordum. Bir blogum vardı, fakat onu sadece öğrencilere haftasonu ödevi vermek için kullanıyordum. Sadece bir iç güdüyü takip ederek, başladım yazmaya. Yazma tutkum geri gelsin istedim, her gün yazacak birşeyim olsun, kalemim açılsın istedim.
Oldu da.
Bu hafta tesadüf bütün konferanslar, geziler üst üste geldiği için yoğun bir hafta geçiriyorum. Bu bana en çok bloguma bakamadığım için ızdırap veriyor.
Çarşamba sabahı (dün) keyifliyim, işe geç gidiyorum çarşambaları. Deniz kenarında bir yerde elimde fotoğraf makinasıyla oturuyorum, martıların, karabatakların güzel fotoğraflarını yakalamaya çalışıyorum. Aklım blogda, hemen paylaşayım istiyorum, okula gidiyorum, çocukları alıp Şehir Tiyatrolarında bir oyuna götürüyorum, geç dönüyoruz, trafik şu bu derken bloga bakamıyorum. Gözümden uyku akıyor, ama aklım blogda hala, bu akşamlık unut diyorum ve uyuya kalıyorum.
Bu sabah okulda derslerim bitiyor 11de, saat 12 de öğrenciler ile Tuzla civarlarında bir konferansa katılacağız, yol uzun, yemeğe gitmek yerine kütüphaneye koşuyorum. her zamanki yerim, manzaralı üst kat dolu.Alt katta kuytu bir köşe aranıyorum. Sırtıma okuma yastıklarından bulup, kitap raflarının arasında yere çöküyorum. Kimse yadırgamıyor, kütüphanede yerde oturup çalışmak, kitap okumak çok normal, sanki masalar çuvala girmiş gibi herkes yerlerde :)
İşte bende şu an bu halde bu durumda oturmuş bu yazıyı yazıyorum.
Akşam Tuzladan kaçta döneceğim belli değil, blogu ihmal etmemek lazım..
İşte böyle bir mutlulukla şimdilik bitiriyorum yazıyı..
Gittiğim yerde boş vaktim olacağını bildiğim için seviniyorum,daha çok yazmak istiyorum...
İstediğim oldu :)
İrem.

No comments:

Post a Comment