Tuesday, February 14, 2012

Köpçük krem peynir :)

Türkçe bir deyiş var ya : 'Yahu paramızla rezil oluyoruz' deriz bazen. İşte evde bir kediyle yaşamakta böyle birşey. Seni paranla rezil eden kendi de baş köşeye kurulup vezir olan bir şey evin içinde. Sanki diyette olupta önünüze konulan bir dilim pastayı yiyememek gibi bir kediyle yaşamak. Öyle her istediğin an dokunmak yok. Siz onun sahibi değilsinizki, o sizin sahibiniz. O tüm cazibesi ile evinizin baş köşesine kurulur,vakur bir şekilde hayatını idame ettirir, sizde onu memnun etmek için maymun gibi oradan oraya koşturursunuz. Sofradan 30 saniyeliğine kalkarsınız hemen kurulur sizin sandalyeye, hele bir kaldırmaya çalışın artık Patrona Halil İsyanı çıkar evde neredeyse.
-Köpük kalk tatlım yerimden
-Miyav
-Hadi güzelim kalk
-Miyavvv
-Köpük oğlum kalksana
-Miyaav
-Köpüüükk kaaallkkk
-Miyyaaaavvv
- offf !!!!!
Neticede ya yanına sığışırsınız rahatsız olup gitsin diye ya da başka sandalyeye oturtur sizi ve kıs kıs güler bıyık altından.
Şımarıktır, bencildir, sizi kullanır yerden yere vurur bilir ki vazgeçilmezdir.
Bizim Köpüşte böyle nev-i şahsına münhasır bir bireyi evin. Onun düzeni bozulmayacak, oyun saatinde oyun, mama saatinde mama, tuvalet saatinde tuvalet. Öyle pazar günüymüş, uyumakmış yok, 7.20 dedin mi o yaş mama önüne konacak. Daha sonra mutfağın kapısı açılacak ki onun için özel hazırlanan sandalyeye oturup dışarıyı seyredebilsin.

Sandalyeye oturmak yetmiyor, kuşların gelmesi lazım, nasıl gelecek onlar tabiki anne baba kuşlara ekmek koymak zorunda.
Hele bir koyma, burnuyla dürtmeler, iki ön patisiyle bacaklarımıza sarılıp kendini yere atmalar, miyav miyaw diyerekten bizi mutfağa götürmeler. Yorganın altına girip ayak ısırması var birde, uykunuzun en tatlı yerinde sizi yerinizden zıplatan. Her pazar sabahı abuk bir saatte ısırılmış ayağınla birlikte 'köppüükkkkkkk' diye uyanmak yok mu, askerde olsan bu kadar fırlarsın ancak yataktan.
Uyanmadın mı? Düzenli olarak yarım saatte bir ısırılmaya mahkumsun, istediğin kadar yastık terlik fırlat, o yine gelicek yine gelicek, çünkü kuşlar aç kaldı. Böyle zoraki bir kuş besleme daha varmıdır?
Eskiden evde bayat ekmeğimiz oldukça ziyan olmasın diye camın kenarına koyardık, şimdi kuşlarada özel ekmek bulunduruluyor evde, blender dan geçiriliyor o ekmekler ki daha çok kuş gelebilsin cama.


Yeterki gönlü olsun oğlumuzun.
Kuşlar öğle saatlerine kadar uğrarlar camımıza, daha sonra annesininde eve gelme saati yaklaşınca köpük kurulur kapının önünde duran mor halının üzerine ve başlar beklemeye. Anne içeri girdi mi koşturmaca başlar evimizde, oyun saati ya. Artık perdenin arkasına sadece kuyruk görünecek şekilde saklanmalar, askılıkta duran montun içine saklanıp bacaklarıma saldırmalar, deliler gibi koşturmaca evin içinde, oynamazsan arkasını dönüp söylene söylene trip atmalar:)
Yani aslında ev onun da biz gece kalmaya uğruyoruz sadece, o arada görevimizi eksik yaparsak bir patron edasıyla söyleniyor. Akşam yemeğe oturduğumuzda mutlaka o da 3. sandalyede oturup masayı kontrol ediyor, gözetiyor bakalım eksik birşey var mı diye, hatta bazen kendini feda edip bizim için yemeklerimizi test ediyor, çalarak tabi :)
Her gelen misafir yeni bir isim taktı, işin komiği hangisiyle çağırsak koşa koşa bakıyor, bazen köpçük, bazen köpüş oluyor. Ben genelde Köpçük krem peyniiiirr diye çağırıyorum, babası eve geldiğinde soruyor 'krem peynir nerede?' Işık hızıyla içeriden bir cisim koşturuyor, poşet gelmişse içine girecek, kutu varsa içine kıvrılacak, alışverişten gelinmişse kıyafetlerin üzerindeki etiketlerin plastikleri için ağlayacak. Nereden ediniyor bu kedi bu garip huyları bilmiyorum:)
Evin içinde bir kediyle yaşamak böyle bir şey işte, sen evin sahibi sanıyorsun kendini bir bakıryorsun aslında o esas sahibi. Alarm bile kurmuyoruz artık, nasıl olsa köpçük krem peynir uyandırıyor sabahları.
Ona hizmet ediyoruz her daim, sandalyeye oturduğunda boyu yetmiyor dışarıyı görmeye diye altına takoz koyuyoruz, sevmek için izin istiyoruz, genelde izin vermiyor, uzaktan bakakalıyoruz öylece.


Yatağın en güzel yerine kuruluyor, biz yanına gidince rahatsız olup poposunu dönüp gidiyor.
Bizde elimiz havada bakakalıyoruz arkasından.
Eee ne yaparsın patron o :)
Hani geçenlerde bir blog yazımda uzaklarda yaşayan bir arkadaşımdan bahsetmiştim ya Ms Happy. geçen gün cep telefonuma bir resim yollamış, bak İrem Teyzesi ben ne aldım diyor. Şahane Ragdoll cinsi bir kedicik, özel lisanslı üreticisinden almış getirmiş eve. Bana nasıl mutluluk mesajları atıyor, evime neşe geldi diyor. İşten bir dönüyorum kapıda beni bekleyen birşey diyor, bütün evin havası değişti diyor. Kedi öyle güzel birşey işte :)
Kedi hayat :) Kedi mutluluk:)
Kedi sana hayatın limitlerini öğretiyor. Hayatta hep sınır çizgileri olan, seni sadece belli bir mesafeye kadar hayatına sokan insanları temsil ediyor.
Şu hayatta herşeye sahip olamayacağını öğretiyor.
Hayatı öğretiyor.
Tüm kedoşseverlere :)
Pati dolusu sevgiler;
irem :)




2 comments:

  1. genelde sabahlari ayagi isirilarak yada yatagin benim olan tarafinda taciz edilerek uyandirilan da ben oluyorum once nedense : -))

    ReplyDelete
  2. Onun negatif gibi görünen yanlarını bile o kadar pozitif bir duygu ile anlatmışsın ki, onu
    ne kadar çok sevdiğin net bir şekilde belli oluyor :).

    ReplyDelete