Sunday, February 5, 2012

Kurun alarmlarınızı, yarın iş başı

Yarın okullar açılıyor. Tatil bitti. Dile kolay tam 15 gün yan geldik yattık, bu karda kışta işe gitmek zorunda olan, ofis işinde çalışan, kendi işinin başında olan arkadaşlarımızdan güzel dilekler duyduk 15 gün boyunca. 'valla öğretmen olmak lazım' 'ohh ne güzel iş bu böyle' 'biz senin gibi geç kalkmıyoruz, işe gidicez yarın' gibi imalı sözler, göz süzmeler ve yoğun baskı altında sonlandırdık tatilimizi.
Öğretmenlik her ne kadar yan gelip yatmak gibi görünsede en zor mesleklerden biri aslında. O kadar çok emek istiyor ki.. Çocuğu oya gibi işliyorsunuz, sınıftaki her bir öğrencinin ne öğrendiğinden ve takibinden siz sorumlusunuz. Herkes iş ile alakalı tüm sorunlarını iş yerinde bırakıp eve gelirken, siz kafanızda tüm o öğrencilerin yükü ile geliyorsunuz, her birinin öğrenme stili ayrı, her birinin seviyesi farklı. Çiçek sular gibi yetiştirdiğiniz öğrencilerinizin her biri de çiçek gibi ayrı bir yetişme kılavuzu istiyor. Kimi daha fazla gün ışığı isterken kimi daha çok gölge istiyor. Hal höyle olunca harcadığınız emek, hazırladığınız planlar her biri özel ilgi istiyor. Okulda 1200 öğrencimiz var, etrafınıza bakın bir çok aile 1 ergenle bile uğraşamazken, biz onları en sıkıcı konulara maruz bırakıp, düzen sağlayıp bir de hepsinin uyum ve huzur içerisinde yaşamasını sağlıyoruz. Her birinin hastalığı, sağlığı, aşk meşk hikayeleri var. Müthiş bir düzen. 
Tahmininizin çok üzerinde bir sabır, ilgi, alaka, pozitiflik, motivasyon ve sevgi isteyen bir meslek. 
Ofiste çalışan arkadaşlarıma soruyorum, hastalandığında kafayı masaya koyup kestirebiliyor pek tabi; veya yarım gün izin alıyor, gidip dinleniyor. Ya da o gün kafanız birşeye atmış, as suratı, eğ kafanı işini yap. Öğretmenlik öyle mi? Her daim zinde, sağlıklı ve pozitif olmalısınız. Es kaza bir öğrenci selam verdi ve farkına varamadınız, veya kafa sallayarak geçiştirdiniz, o öğrenci onu kafaya takıyor, üzülüyor, 'Hoca beni takmadı' diye kafasında kuruyor, eve gidiyor, annesine anlatıyor, üzülüyor. Neticede elinizdeki malzeme insan. İleride nasıl bir insan olacağını belirlediğiniz ergenlik çağında pırıl pırıl gençler. Attığınız her adımı örnek alan, konuştuğunuz her kelimeyi kayıt eden, sizi örnek alan gençler. Okul böyle birşey işte, bütün enerjinizi harcayıp sonlandırıyorsunuz günü. Hal böyle olunca da dinlenmek en çok sizin hakkınız oluyor. 
Ben bile düşünüyorum şuan keşke tatil bitmeseydi diye, şimdi yarın karşımdaki gençlerin hepsi benzer duyguları paylaşıyor olacak. Nasıl bir geçiş yapsam diye düşünüyorum. 
Yeni romanımız George Orwell'in meşhur Animal Farm'ı (Hayvan Çiftliği).. Tatilden yeni çıkmış 15 yaşındaki çocuğa 'hadi bakalım bu Sovyet Rusya'nın tarihi ve bunlarda Çar'ı yıkan Marksist sosyal demokratlar' ı nasıl anlatırsın?
Sınıfında Üniversite sınavına girmesine 1.5 ay kalmış öğrencilere nano teknolojilerden nasıl bahsedersin?
Zor iş, zor arkadaşlar. Çok büyük emek istiyor çok. 
Velhasıl, tatilimiz ve yan gelip yatmamız bitti, yarın iş başı yapıyoruz. 
Başarılı bir 2. Dönem geçirmemiz dieklerimle:)
irem;







No comments:

Post a Comment