Thursday, February 9, 2012

Meger benim sadık takipcilerim varmıs :)

Bir önceki yazımın başlığı Blogumun 1 numaralı takipçisi ANNEM'di. Bu yazımın üzerine bir kaç sitem mesajı ve telefonu aldım. En büyük sitemde eşimden geldi. 'Ama aşkolsun, bende hergün takip ediyorum seni, hem yorum yazıyorum o kadar' diyor.
'Tamam peki' dedim, 'sende takip ediyorsun.'
'O zaman beni de yaz' dedi. Gülüştük. Sanırım tüm eş, dost ve tanıdıklarım çok eğleniyor yazdıklarımla.
En son az önce annemin çok sevdiğim kuzeninden bir mesaj geldi. Beni çocukluğumdan beri hep koruyup kollaması bir yana, yaptığım şeyleri hep takdir eder, güzel ve farklı yorumlarda bulunur.
Her sabah günlük gazetesini okur gibi blogumu takip ettiğini, ama iki gündür yazı yazmadığım için blogu her açtığında hayal kırıklığına uğradığını yazmış ve asla yazmayı bırakmamam konusunda tavsiyelerde bulunmuş. Dünyalar benim oldu mu? Oldu. Yüzüme kocaman bir gülümseme oturdu mu? Evet.
Blogu ilk yazmaya başladığımda hiçbir yakınımla paylaşmak istememiştim. Sanki suya yazı yazar gibi yazmış hatta hiç beğenmemiş ve kaybolmalarını istemiştim. Sadece yabancılar okusun istemiştim. Bilinmemeyi ve duyulmamayı istemiştim. Bir süre sonrada yazdığım yazıları unuttum, unutunca daha sempatik geldiler bana. Blogumu ilk kez 1 ay önce bir gece 6 en yakın arkadaşıma yolladım.  Sabah bir uyandım ki facebook sayfalarında paylaşmışlar. Yerin dibine girmek istedim o an. Aradım, niye paylaştıklarını sordum. 'Saçmalama, harika yazımışsın' dediler. Bunun üzerine hemen Twitterımda paylaştım ve güzel dilekler gelmeye başladıkça da bu içe kapanıklık duygusunu aştım.
Bilmem belki de hayatı kontrollü yaşamaya çok alıştığım için olabilir. Öğrencilerim, velilerim, eş dost her yerdeler, aman özel hayatımı açmayayım dedim. Sonra baktım ki, yanlış olan hiç birşey yok.
Tam o geçiş dönemimde bir mesaj daha aldım çok yakın bir akrabamdan.
'Ben eski İrem'i çok seviyordum, ama bu yeni İrem'i daha çok sevdim' yazmıştı. O zaman farkettim ki aslında insanlar 'yazan' beni sevmişlerdi. Üstelik yeni iş yerimde blog yazmak o kadar makbul birşey ki, edebiyat grupları, şiir günleri, okuma seansları yapıyorlar, blog yazıyorlar, romanlar, öykü kitapları çıkartmışlar. Öğrettiklerinden çok öğrencilere bu çokyönlülüklükleriyle model olmayı seviyorlar.
Onlara bakınca yaptığım şeyin aslında gizlenecek hiç bir tarafı olmadığını farkettim.
Üstelik benden yazı bekleyen, çok sıkı takipçilerim de vardı.
Kıssadan hisse, ben de yeni BEN'i çok sevdim.
Sevgiyle;
İrem:)

No comments:

Post a Comment