Thursday, February 2, 2012

uzaklaşın kötü kalplerden..

Öğretmenliğe ilk başladığım seneydi, benden yaşça büyük, hepimizin saygı duyduğu (hala çok değer verdiğim) bir hocamız vardı beraber çalıştığımız. Bir gün kafam birine bozulmuş, hararetli bir şekilde anlattıkça anlatıyordum derdimi sıkıntımı. 'Bana şunu dedi, arkamdan bunu yaptı, niye benimle uğraşıyor anlamıyorum...' Birden susturdu beni, ellerimi tuttu ve dediki ' Yavrucuğum, sen niye kafana takıyorsun bu insanı, onun derdi hayatla!'
İnanın olay neydi hatırlamıyorum, unutmuşum gitmiş. Fakat o hocamın sözlerini hiç unutmadım ve o gün bugündür ne zaman böyle saldırgan bir insanla karşılaşsam hep kendi kendime aynı şeyi söylüyorum. 'Boşversene İrem, onun derdi hayatla'. 
Okulda, ailemizde, iş yerimizde illa vardır bizi üzen bir insan. Niye olduğunu bir türlü çözemediğiniz halde size çelme takmaya çalışan; siz ona kalbinizin en derinini sunduğunuz halde oraya bile inip çizik içinde bırakan; siz ona iyilik yaptıkça onu alıp yüzünüze bir çamur deryasıymış gibi fırlatan; her seferinde sizi üzüp, kırıp, parçalayan; en saf halinizi bulup, en yaralı olduğunuz anlarda hançeri saplayan insanlar.
Bir camdan kuş gibi en hassas olduğunuz anda size darbe vuran o insana, ne iyilik yapmaya devam edin, ne de benzer bir atakta bulunun. Bırakın kendi başının çaresine baksın, bırakın hayat ilgilensin onunla, bırakın Evren çaresine baksın. 
Bu bakıç açısı ile düşündüğünüzde hiç yormayacak hayat sizi. Çünkü bileceksiniz ki size kastedilen birşey yok, aslında hayatın ta kendisi o insanları acımasız ve saldırgan yapan. Ve o insanlar da sadece içlerindeki kötülüğü ve korkunçluğu dışa vuruyorlar, siz ise sadece bir araçsınız. 
Bırakın sarfetsinler en kötü laflarını, kussunlar kinlerini, siz sadece uzaktan izleyin.
Hiç bir şeye bulaşmayın ki tertemiz kalın, sadece iyilik yayın ki iyilikleriniz size geri yansısın ve mutluluk versin. Kalbinizi hep temiz tutun ki bin katı size geri gelsin. 
Çarkın dişlisi olmayın, kötü insanları kötülükleriyle bırakın. Kalplerinde ki fesatlıkla bırakın ki kendi yaktıkları yangının dumanından nefes alamasınlar. 
Ve nefret etmeyin, sonra nefretin ağırlığı altında siz ezilirsiniz. Nefret sadece sizin içinizde bir mum gibi yanar, dibine ışık vermez ama etrafındaki iyilikleri de yakar geçer. 
İçinde bulunduğunuz çemberin bir adım dışına çıkıp olan biteni görebilseniz o kadar farklı olurdu ki herşey. Ben bunu şimdi anlayabiliyorum ne yazıkki. Olanaksız gibi gözüken bir çok şey gerçekleşti hayatımda, mekan ve zaman değiştirince şimdi geriye dönmüş bakıyorum o çembere yüzümde bir gülümseme ile. 
Ben çıkmışım çemberden, kişiler değişmiş ama aynı sahne oynanmaya devam ediyormuş. Bıraktım gittii bir uçan balonu gökyüzüne bırakır gibi, kuş gibi hafifledim, özgürüm artık..
Çünkü biliyorum, bazı insanlara hayat acımasız davranıyor, karanlık odalara hapsediyor kalplerini sonra salıyor birden gün ışığına ve bizde o kalplerden bize iyi davranmalarını bekliyoruz. Oysa gün ışığına birden maruz kalıp sendelediğiniz o an gibi kalbinizde saldırganlaşıyor. İşte o an topun ağzından çekilin, uzaklara çook uzaklara kaçın, aklınızı ve ruhunuzu temiz tutun:)
Kötü kalplerden uzak durmanız dileklerimle..
irem;



No comments:

Post a Comment