Thursday, April 26, 2012

Choc-o-book club aşkına

Biliyorsunuz kendi aramızda kurduğumuz çok eğlenceli bir kitap kulübümüz var, 4 haftada bir Etiler'deki Harvard Cafe'de buluşuyoruz ve sükunet içerisinde o ay seçtiğimiz kitabı tartışıyoruz. Üyeler beni kurucu başkan ilan edince bende daha da ileri gidip kulübümüze bir isim verdim, choc-o-book club. Her ay birimiz çikolata getirme işini üstleniyoruz, facebooktan gizli gizli örgütlenip toplanıyoruz, harika birşey! Hep filmlerde izleyip özendiğim sahnelerden biriydi, hele 'Jane Austen Book Club' isimli filmi izledikten sonra heyecanım iyice artmıştı. Hatta kitap korku içeriyorsa kitap toplantısını da temalı düzenliyorlardı, tavandan sarkan örümcek ağları ve korkunç dekorlar ile tartıştıkları kitabın içindeki perili evin hakkını veriyorlardı.
Biz o kadar ilerleyemedik, henüz çikolata ile idare ediyoruz şimdilik. Çoğumuz meslek gereği kendimizi ingilizce kitaplar okumaya adadığımız için Türk yazarlarımızın gereken ilgiyi veremediğimizi düşünüyorduk. Bu sebepten tamamen Türkçe yapmaya karar verdiğimiz kulübümüzde yazarlar üzerinden gitmeye karar verdik. İhsan Oktay Anar'dan Orhan Pamuk'a Nazlı Eray'dan Erendiz Atasü'ye kadar geniş yelpazede bir çok kitap okuduk, tartıştık.
Bu ayki yazarımız 550 sayfalık Yüksek Topuklar romanı ile Murathan Mungan'dı.
Kendisini o kadar zevkle okurum ki.. hele şiirleri kalbime dokunur.. kısa öyküleri huzur verir..
Fakat 'Reader's Block' mu oldum ne oldum bilinmez, kitabı elime alabilecek vakti bile bulamadım.
Tam seyahatleri ve konferansları ve tüm o yoğun tempoyu atlattık derken, sınıfımla yeni bir romana başladık, dönemin son romanı ve 7 hafta boyunca üzerinde çalışacağımız 'To Kill a Mockingbird' yani Türkçe çevirisiyle 'Bülbülü Öldürmek'. Kitap sıradan bir gençlik romanı değil, aksine bir Amerikan Edebiyatı şaheseri, Amerikan tarihinin dönüm noktalarını barındırıyor. Irkçılık, Ayrımcılık gibi temaları, 100 senelik bir süreci 15 yaş grubuna vermek ve objektiflik beklemek zor. Kitap tam bir edebiyat söleni, temalar, motifler, alegoriler, mecaz-ı mürseller... Hal böyle olunca okuduğum her bir bölümün üzerinden en az 4 kere geçmek gerekiyor. Sanki 4 roman okumuşum gibi ama hiç roman okumamışım gibi .. ders çalışmak gibi...
Öyle olunca da Murathan Mungan kaldı mı bir kenarda! Hakkını veremedikten sonra asla okumam bir kitabı, yazın tekrar başlarım diye koydum bir kenara. İlk defa başıma geldiği için böyle birşey biraz utanç içerisindeydim ki e-mail kutuma düşen bir duyuru yine hayatımı kurtardı.
Tam bizim buluşacağımız 28 Nisan günü saat 11'de Murathan Mungan çalıştığım okulda (Robert Kolej) bir sempozyuma konuşmacı olarak katılıyormuş.
O utancımın nasıl bir sevince dönüştüğünü anlatamam. Hemen arkadaşlarımın isimlerini yazdırdım. Hatta isteyenler Latife Tekin, Ayfer Tunç veya Nedim Gürsel'in konuşmalarına da kalacak, istemeyenler bahçemizde güneşlenirken bir yandan kitabımızı tartışacak.
Özel istesek, araştırsak, Murathan Mungan'a nacizane kulübümüze gelirmisiniz diye teklif yollsak bile bu kadar müthiş denk gelemezdi.
Bizde bu edebiyat ve çikolata aşkı olduktan sonra daha çok mucizlere imza atarız canım arkadaşlarımla:)
irem

1 comment:

  1. Murat Mungan'dan hatirladigim sey lisede bi arkadasima da soyledigim guzel bir sozu " suan aynı bir bilardo topusun,neden mi, yazgini baskalarinin istakalarinin insafina birakiyorsun da ondan" : -)))

    ReplyDelete