Wednesday, April 11, 2012

Köpüğün günlüğü -Veterineri nasıl alt ettim-

Yine evde yalnız geçirdiğim sıkıcı günlerden biri, eve bir sinek girsin veya cama bir kuş gelsin diye bekliyordum ki annemin arabasını park edişini duydum, ve akabinde kapıyı kapatmasını, asansörü çağırmasını.. Ve tabiki hemen kapıdaki yerimi aldım. Annem bir garip bugün, bana pis pis bakıp 'birazdan iğneyi yiyeceksin' gibi laflar ediyor. Mamalarımın durduğu balkona doğru ilerliyor, hemen arkasından koşturuyorum, yine patinaj çekiyorum parkelerin üzerinde, kayarak dolaplara çarpıyorum. Belli mi olur belki sabah ıslak mama verdiğini unutmuştur ve bir daha verir. Sonra en şirin halimle ayaklarına yatıyorum. Mamayı kaptık mı tamam, sonra döner popomu, çıkar bir yatağa temizliğimi yaparım, dünya yıkılsa umrumda olmaz, yeterki mamam olsun.
Dedim ya bugün farklı annem diye, kutuyu gösteriyor bana, acaba mama kutunun içinde mi diye bakmaya giriyorum ki hooopp kapanıyor kapı. Hay allah kaldık mı içerde şimdi!?
'Hadi bakalıımmm köpçüükkk' gibi sempatik ses tonlarına bürünüyor annem ama yemezler, ya bahçeye oturmaya gidiyoruz, ya ananenin evine ya da o mavi önlüklü kadına. Allahım lütfen o mavi önlüklü kadına gitmeyelim.
Asansöre biniyoruz, bahçede bizi ananemin kedisi Lokum karşılıyor, bize arabaya kadar eşlik ediyor. 'Bekle geliyorum Lokum', 'Allahım yeterki o mavi önlüklü kadına gitmeyelim'. Biraz sallantılı bir yolculuk sonucu kaçınılmaz sona geliyoruz. Bir aşı olucaz hemen bitecek derken annem başka birşeyler söylüyor mavi önlüklü kadına. Kutuyla beraber arka odaya alıyorlar beni. Buraya her geldiğimde başıma yeni bir bela geliyor zaten, en başından kaçıp saklanmalıydım kanapenin arkasına.
Bir adam yaklaşıyor elinde vızıldayan bir makine ile. Sinek vızıldıyor sanki hoşuma gidiyor, normal oturuyorum, sırtımı kaşımaya başlıyorlar, bir serinlik yayılıyor ama hoşuma da gidiyor. Annemde, mavi önlüklü kadın da hepsi beni tutuyorlar. İşte bunu seviyorum. Elinde sinek vızıltısı makineyi tutan adam şimdi yan döndürtmek istiyor beni, daha sonra sırayla göbek, koltuk altları, popo, kuyruk... Yooo, o kadar da değil, O makinayı her yerimde gezdirdikçe yayılan serinlikten artık hoşlanmıyorum. 2 dakika uslu durmak yeter, namım yürüsün. Basıyorum yaygarayı. Önce canımlar cicimler sonra 'suuuss' diye bağırışlara dönüşüyor. Onlar bana kızdıkça ben daha da kızıyorum. 'bırakın göbeğimi' anlamına gelen 'meeeaaooowwwwhhrrrrrrrrrrrmeeaaaooowwwwwwwwaaaaauuuuuurrrrrrrrrrr' gibi sesler çıkarıyorum.
Uygun zamanı bekleyip anneme patiyi çaktıktan sonra, onu ekarte ediyorum, kaldı 2. Annem banyodan geliyor, parmagı sarılı. Oh iyi olsun, sizmisiniz kuyruğumu çeken, göbeğime dokunan.
Vazgeçmiyorlar! Yeni strateji bulmalıyım. Çığlığı basıp, son kuvvet kendimi havaya fırlatıyorum. Ters takla atarken beni havada tutuyorlar. Biri boynumdan tutuyor ve ayaklarımı ayırıyorlar, bungee jumping gibi, çok cool. Ama bu da olmadı, yeni taktik ne olabilir? Heh buldum, sırt üstü yatıyorum, boynumdan tutamayınca 2 kocaman eldiven giyiyorlar, kurt köpeklerini tutmak için giyilirmiş bu aslında. O kurt köpeği ise bende Van kedisiyim, dedim ya şanım yürüsün. Son bir gayret ısırıyorum makineli adamı, mavi önlüklü kadına da patiyi çakıyorum. Annem 'tamam olduğu kadar' diyor. Bitti galiba. Yine mavi önlüklü kadın bozuyor işi, tırnaklarını da keselim, aşısını da yapalımm diyor.
Annem kutumu gösteriyor 'bitttiiii' diye. Sana evde göstericem bakışı atıyorum. Beni muhatap ediyor bu insanlarla. Bütün edepsiliğimi gösteriyorum, veterinerdeki herkes şaşkınlıkla bize bakıyor. Yine ilgi çekmeyi başardım işte.
Annem binbir tane özür diliyor o kadından. Ne gerek var oysa, o kadar uğraştım marifetlerimi gösterebilmek için. Arabaya bindiğimizde yol boyunca azarlıyor beni, 'rezil ettin bizi' diyor.
Babamı arıyor, bağıra çağıra anlatıyor, birde 'dikkat et diyor, hiç birşey konuşmayacakmışız ona bakıp'. Vücudumdaki değişikliği fark etmemiş gibi yapacaklar ki evde onlara daha çok ızdırap olmayayım diye. Babam gelir gelmez bana mama veriyor, anlıyorum, çirkin olmuşum.
Zaten kuyruğumu da fino köpeği gibi ucunda bir top tüy bıraktılar. Top sanıp yakalamaya çalıştıkça ben annem babam basıyor kahkahayı. Göstericem size ben! Şu mavi önlüklü kadına karşı da daha çok strateji geliştirmeliyim.
Eve girer girmez kanapenin arkasına saklanıyorum, çıkmıyorum. Agresifim.
Düşünmek için de zamana ihtiyacım var.
İmza:
Köpçük krem peynir

No comments:

Post a Comment