Saturday, April 14, 2012

Kıskançlık, Medusa ve diğerleri..

Ne kadar nahoş bir duygu kıskançlık, ne kadar yorucu, ne kadar yıpratıcı.
Yüreğinde devamlı fesatlık barındıran bir insan güruhu yaşıyor ki aramızda, şimdiye kadar hayatımızda kabuğumuza çekilip kendimizi korumaya çalıştığımız bir sürü kötülük ve çirkinlikten daha beterler.
Çünkü çirkinliğin taa kendisiler.
Tabi kime göre kıskanç, neye göre kıskanç ya da kıskançlığı 'özenmek' 'beğeni duymak' gibi diğer duygulardan ayırt edebilirmiyiz?!
Ederiz elbet. Örneğin ben önümde koca bir göbekle bütün kış otururken, düzenli spora giden arkadaşıma 'özenirim'. Ya da çikolata yiyip yiyip kilo almayan insanları 'azıcık kıskanırım'. Bilet bulamadığım bir konsere bilet bulup giden arkadaşımın 'yerinde olmak isterim'. Anlık isteyip yapamadığın, gerçekleşmesini istediğin ama olmayan küçük, önemsiz ufak tefek şeyleri ilk cümlemde kullandığım 'kıskançlık' duygu çemberine dahil bile etmiyorum.
Daha yoğun, daha baskın bir duygunun peşindeyim. Ortada hiç bir sebep yokken birine deliler gibi kin besleme, onu istememe, onun varlığını redetme, ve nihai sonuç olarak: Kendin kuruyup, solup, yok olma.
Bu çirkin insanları toplum içerisinde 'kötü niyetli' 'kara kuru' 'beti benzi atmış' 'avurtları çökmüş' 'hasedinden etrafına bir ejderha edasıyla hınç saçan insanlar olarak tasvir edebiliriz.
Son yıllarda kendimce aldığım karar sonucu tüm bu insanları etrafımdan olabildiğine uzak tutma, kafamdan silip atma kararını %90 uygulamaya çalıştım ki birde elde olmadan yaşanan o 'ani karşılaşmalar' 'pat diye karşıya çıkmalar' olmuyor mu, oluyor. İşte öyle olduğundan aklımdan geçen stratejiler şunlar;
1. En güzel gülümsemeni kullan, kibar ol ve en iyi halini takın.
2. Kendin ile ilgili birşey anlatma, karşı tarafı konuştur.
3. Hala kötü muamele görüyorsan... ardına bile bakmadan bas ve kaç..
4. Hemen meditasyonunu yap, kafandan tüm negatifliği at, sil, yok et...
Siz siz olun uzak durun kötü niyetli, kıskanç insanlardan.. Bir girdap gibi çekerler sizi içeri ve sararlar etrafınızı bir kötü büyü gibi. Bırakın gözden uzak olsunlar, gönülden de ırak olsunlar. Kendi girdaplarında serseri bir mayın gibi dönüversinler, siz uzak durdukça göreceksiniz zaten kendi dertlerinde nasıl boğulacaklar.
Şu meşhur Mitoloji kahramanı saçlarından yılanlar çıkan ve öldürülemeyen Medusa gibiler, gözlerinin içine baktığınızda bütün çirkinliklerini sergiliyorlar. Sizde biraz olsun Perseus cesaretine veya aklına sahipseniz, onların gözlerine direk bakmamanız gerektiğini, yoksa taşa döneceğinizi bilirsiniz. Bu yüzden ayna kullanarak bakar Perseus Medusa'ya onu yeneceği savaşa girmeden önce.
İşte böylece yenilemeyen Medusa, alt edilir. Yerebatan Sarayında bir kolonun dibinde rastlayabilirsiniz kendisine, ters dönük bir şekilde tutarlar kafasını. Medusa niye kötüdür, onu kötü yapan kimdir, doğuştan mı öyledir bilinmez. Bilinen Medusa'nın ömrünün sonuna kadar yalnız kalmış olması ve hiç kimseden merhamet görmemiş olmasıdır. Medusa yapayalnız ölür kendi karanlığında.
İşte böyle dostlar... Bende bugün Medusa'yı görüp, gözlerinin içine 3 saniye bakma gafletinde bulundum. Bir 5-10 yıl saydım geriye doğru, baktım aynı gözler, aynı bedbahtlık, aynı sebepsiz kıskançlık. Bir insanın evlilik gününde bile yanına gelip tebrik edemeyecek kadar aciz olan, yalan dolanlar ile ilgi toplamaya çalışan, iş değiştirdiğinde tebrik etmeyen, davetlerine icap etmeyen bu insan türü, genelde en mutlu günlerinde ortaya çıkar ki kıskanabilecek daha çok malzeme toplasın. Sebepsiz olaylar çıkarır, kimse ilgilenmeyince biraz kabuğuna çekilir, sonra bir daha atak yapar, bakar karşısındaki hiç takmıyor, çekilir kenara bekler öylece tüm bedbahtlığı ile.
Yine iyilik ve güzellik kötülüğü yener. En savunmasız anında bile olsan, sen iyiliğinle kalırsın, o kötülük girdabında döner durur.. Gün olur, devran döner, o hala döner durur.
Sevgi dolu kalplere gelsin bu yazı da..
İrem :)


No comments:

Post a Comment