Sunday, April 22, 2012

kurdeleli minik mavi kutular

Nereye kaçarsan kaç, ne kadar uzağa gidersen git, ister kendini zindalara kapat, ister kıta değiştir.. Değişmeyen bir tek şey göreceksin: Mutlulukta mutsuzlukta senin beyninin içinde!
Kendine izin verdiğin kadar mutlusun, veya karanlıklar içerisinde mutsuz. 
Özgür kılamadığın düşüncelerin dominant varlığı altında ezilip küçücük olursun, önyargılar tarafından yenip bitirilirsin.. Veya ruhunu özgür bırakır, bir kuş misali süzülürsün herkese tepeden bakarak.
Herşey beynini nasıl kontrol ettiğin ile alakalı.. Bazı tanıdıklarıma bakıyorum, nasılsın diye sorduğumda bile 'Ne olsun işte, aynı şeyler, ben hiç mutluluğu yakalayamayacakmıyım?' diye soruyorlar. 
'Aslında belki mutlusun ve farkında değilsin' diyorum. 'Ailen sağlıklı, süper bir işin var, evin araban, gezmen tozman yerinde'. 'Yetmiyor' diyorlar. Sana yetmediği emrini veren kim? Beynin! Ülke değiştiriyorlar, ne oluyor? Belki burada mutlu olurum hayalleri, onları iyice yalnızlığa itiyor. 
Mutluluk kişi bazlı değil, hayatın temposu o kadar hızlı ve dengeleri o kadar çabuk alt üst oluyor ki, yenik düştüğün ön yargıların için kendinden utanma vakti bile bulamadan bambaşka dünyalarda buluyorsun kendini. İşte o an anlıyorsun hayat kişiler üzerine kurulu değil, anlık mutluluklar üzerine kurulu. 
Çok sevdiğin bir kup dondurmayı yerken mutlusun, yazın gölgede kalmış bir hamakta sade bir elbise ile uzanmış kitabını okurken mutlusun, homurdanarak uyandığın bir pazar sabahı annenden gelen güzel bir kahvaltı davetine hayır diyemezken mutlusun, mutfakta en sevdiğin kız arkadaşınla kahve içerken mutlusun, bir hastalıktan iyileştiğin için mutlusun, sevdiklerin yanında ve sağlıklılar diye mutlusun. 
En vazgeçilemezlerin bile sana bir anda yabancılaştığında 'mutsuzum' demek yerine 'mutlu' olduğun şeyleri düşle bakalım..
Belki o zaman hayat sana kurdeleli minik mavi kutularda hediyeler sunacak:)
Mutlu pazarlar herkese :)
irem;








*** Resim: Tiffany&Co Box

No comments:

Post a Comment