Saturday, April 28, 2012

Örümceklerini sevenler üzerine..

'Tanrıcılık oynar yazarlar' diyor Murathan Mungan, 'karakterlerini alırlar istedikleri şekle sokarlar, onları evlendirir, boşatır, yalnızlığa mahkum eder, üzer, mutlu eder'  kısacası bizim yapamadığımız herşeyi alır onlara yaptırır bir oyun hamuru gibi oynar onlarla. İşte kitap okumayı bu yüzden seviyormuşuz. Çünkü bir roman bizim en aciz yanımıza sesleniyormuş. Biz bir tek hayat yaşıyoruz, oysa romanlarda binlerce hayat deneyimliyoruz.
Sevdim bugün dinlediğim bu konuşmayı. Doğru! başka hayatımız yok, başka gezegenimiz de yok, yaşananların tekrarı da yok. Bir roman sizi alıp birkaç ülke gezdirebilir ama geri döneceğiniz liman yine eviniz, yatağınız, kediniz olacaktır. İşte bu yüzden hayatı saçma sapan küskünlüklerle boşa yaşamamalıyız. İşte bu yüzden hayatı dibine kadar yaşamalıyız. İşte bu yüzden dilediğimiz şeyi dilediğimiz an yapabilmeli, daracık kalıplardan çıkmalıyız. Ama nerdeeee?
'İşte kutu, buyrun kendinizi bu kutuya sığdırın' diyen toplumun aynalaştırdığı zihniyetlerden sıyrılmak mümkün mü?
En çok kadına yüklenen kodlardan kurtulmak istiyorum ben.
Kadın ikinci plandadır, kadın kocasının dediğini yapmalıdır, kadın çalışmamalıdır. Hele o kadının sesi birazcık fazla çıkıyorsa, hele birde kariyeri varsa vay haline..
Hey gidi kadın, sen kimsin, kariyer kim, otur evinde çocuk doğur. Bu bir klişe değil artık bu bizim etimiz kemiğimiz. Hey gidi kadın, sen hiç kimseyi eleştiremezsin, hiç kimseye söz söyleyemezsin. Senin cevap vermeye hakkın bile yok. İşte bir toplumu çökertecek şey cehaletten ziyade, en modern üniversitelerde eğitim aldığı halde örümcekleri ile yaşamayı sevenlerdir. Sen şimdi kalkta cevap ver ona, de ki: Ama benim bir hayatım var. Kim takar senin bir hayatını be aciz kadın.
Göm sen kafanı kitaplara, göm.. Senin ütopyan oralarda bir yerlerde.
Kendime...
irem

No comments:

Post a Comment