Monday, May 28, 2012

başlangıç...

Geçtiğimiz hafta Salı günü idi. Sabah derslerimi bitirip yorgun adımlarla yemeğe doğru ilerlerken her zamanki kestirme yoldan gitmeyeyim de yolu uzatıp posta odasına uğrayayım da posta kutumu kontrol edeyim dedim. Bana genelde pek birşey bırakılmaz, çok nadir okul dergisi, veya bir kokteyl davetiyesi çıkar. Hakkını yemeyelim 2 kere de çikolata çıkmıştı derslerini doldurduğum arkadaşımdan.
O yüzden haftada 1 baksam da yeterlidir. O gün beni oraya iten iç güdü aynı zamanda beni 1 hafta mutlu etmeye yetecek kadar da mutluluk barındırıyordu içinde. 
Postacı tarafından getirilmiş, pullu, mühürlü bir mektup. Hızla açıyorum, içinden 1 kağıt çıkıyor altında eski çalıştığım okulumdaki müdürümün imzası. Nerede görsem tanırım onun kaligrafi kalemi kulllanarak attığı o okkalı imzaları. Zira kendisine özenip, kaligrafi kalemleri alıp kullanamadan yüzüme gözüme bulaştırmıştım bende. Hızla okuyorum yazıyı. Basılmış bir kitaptan bahsediyor, içinde yazısı yayınlanan herkesi kokteyle bekliyorlar. Hem de hemen ertesi gün. Ne yalan söyliyeyim o an ne yazdığımı bile hatırlamıyorum. Kitabın ismi 'Genç yorumlar'.  Akşam eve sevinçle geliyorum, bir yandan da aklımda hangi yazımın yayınlandığı üzerine sorular. Ertesi sabah kıyafetimi daha özenle seçiyorum. Bir kokteyl var, bir kitap var, kitapta benim yazım var. Mutluyum, çok. 
Eski iş yerimden en yakın arkadaşımı da yanıma katarak kokteyle gidiyorumn. Uzaktan eski müdürümü, sevdiğim insanları görünce mutluluktan uçuyorum. İnsanın iş yerinden severek ve sevilerek ayrılması bambaşka bir duygu. Arkandan güzel şeyler söylemeleri, senin onları huzur ve huşu içerisinde anmani başkalarına tavsiye etmeni övünmen, öğrencilerinin neredeyse her gün 'özledik' mesajları, tweetleri... Paha biçilmez. 
Kafamı sağa çeviriyorum, kitap orada duruveriyor. Sert kapak ve renkli sayfalara basılmış birbirinden güzel yazılar. Hemen ismimi buluyorum toplumun ezilmiş bir kesimi olarak 'kadınlar' hakkında yazmışım. 
Yüzüm gülüyor. 'Bu küçük bir adım' diyorum kendi kendime. Tam da o gün derste 'Bülbül'ü öldürmek' romanından bir alıntı tartışmıştık. 'It is a baby step, but it is a step' diyordu yazar. Küçücük bir adım, ama en azından bir adım. İşte benim için de aynen böyle. 
İnşallah kendi kitabımın basıldığı günleride görürüm. Bu yaz biraz üzerinde çalışma yapmayı düşünüyorum. 
Umarım bir sürprizle gelen bu güzel başlangıç gibi daha nice sürprizlere gebedir hayat. 
Ben istemekten asla vazgeçmiyorum.
Sevgiler;
irem 

1 comment:

  1. ask ilk kitabinin baskisina firm olarak sponsor olabiliriz valla : -)

    ReplyDelete