Wednesday, May 2, 2012

Bu da geçer ...

İdris Şah'ın anlattığı bir Sufi hikayesi var. Bir kral bir dervişe der ki: Bana bir yüzük yap içinde bir yazı olsun, öyle bir yazı ki mutsuz olduğumda da mutlu olduğumda da beni kendime getirsin, dengelesin. Derviş yüzüğü yapar. İçindeki yazı şudur: Her şey gibi bu da geçer.
Mutsuz olduğunda kederlenme 'herşey gibi bu da geçer' ve
Mutlu olduğunda böbürlenme 'herşey gibi bu da geçer'.
Değilmi ki insanoğlunun hayatı kederle mutluluk arasında biryerlerde geçiyor, dengeyi bir şaştı mı bir bakıyorsun peri padişahının kızı olmuş, bir bakıyorsun binbir elemle dolmuş, hayatından vazgeçmiş.
Rüzgarın yönü belli değil şu hayatta, her an bir fırtınada kopabilir, tekne alabora da olabilir veya bakmışsın güneş çıkmış sıcacık ısıtıyor içini ve seni almış bir zirveye oturtmuş.
Sevmem dediklerini birden çok sevivermişsin, ve çok sevdiklerin sana sırtını dönmüş.
Hayat mutsuzlukla mutluluk arasında biryerlerde oynanan çift kale bir maç olmuş, bazen golü sen yemişsin, bazen sen atmışsın. Ben golü her yediğimde başucuma astığım bir söze bakar dururum. 'April showers bring May flowers'. Yani Nisan yağmurları, Mayıs çiçeklerini getirir.
Fakat yağmurda yağsa, çiçekte açsa bilin ki 'herşey gibi bu da geçer'..
Muhteşem Yüzyıl dizisinde bir bölüm vardı geçenlerde, Kanuni Sultan Süleyman öyle bir zafer kazanıyor ki, kibirine ve gururuna yenik düşmesin diye o akşamı kazdırdığı mezarın içinde geçiriyor bir ölümlü olduğunu hatırlayarak. Bir kaç kaynaktan araştırdım, hikaye gerçek. Gerçektende aldığı zafer sonucu bir mezar kazılmasını emredip onun içine girmiş ve geceyi orada geçirmiş. Kendine vermek istediği mesaj açık: Bübürlenme Süleyman, bu da geçer. Kazandığın bu zaferi kaybetmeside var, hızla çıktığın zirveden hızla düşmesi de var...

İyi geceler;


No comments:

Post a Comment