Saturday, July 28, 2012

Dikkat 'Dukan' Çıkabilir..

Haydi biraz dertleşelim. Benim hayatım hep pazartesileri diyete başlamakla ve pazartesinin akşamı mideye indirilen bir çikolata sonucu yaşanan pişmanlıklarla geçti. Bir raddeden sonra artık pazartesileri de bırakmış, her uyandığım güne 'bugün dikkat edeceğim' diye uyanmaya başlamıştım.
2 kez diyetisyen deneyimim oldu. Birincisinde 2 ayda 7 kilo verip öteki 2 ayda aynen geri aldım. İkincisinde de aylarca gittim 2 kilo verdim, baktım olmuyor onu da bıraktım.
Diyet zor iş. İstikrar lazım, beyinde bu olayı bitirmek lazım, dolaptaki çikolatanın hayalini kurmamak lazım, hatta eve tatlı sokmamak lazım. Benim her zaman porisyonlarım küçük ve dışarıdaki yemelerimde tercihim salata oldu. Her yurtdışı seyahatimde bir diyet sorunum olduğu için yeri geldi Paris'te makaron yiyemedim, yeri geldi İsviçre'de çikolata yiyemedim. Ama gel gör ki tatlıyı hayatımdan çıkaramadım. Her restoranın tatlı spesyali yemek boyunca hayalimi süsledi, evimden kek, brownie, cheesecake eksik olmadı, her duty freeden kutu kutu çikolata ile döndüm. Çaresi var mı? Yok. Aynı sorundan muzdaripseniz ve cevap bulurum umudu ile bu yazıyı okuyorsanız boşverin gitsin. Cevap yok.
Nerenin muhallebisi güzel, profiterolü meşhur, nerenin cheesecake'i, hangi pastanenin pastası iyi, sufle hangi balıkçılarda yenir, baklava hangi güllüoğlundan alır herkes bana sordu yıllarca. Öyle ki artık uluslararası çalışmaya başladım. Santorini de bir dondurma yedim, Nice'te bir pastacı keşfettim derken tabi kilolar aldı başını gitti. En son New York keşfim Magnolia Bakery de buna bir örnek. Sabah öğlen gidip her tatlısından denedim. Annem bana çocukluğumdan beri 'pisboğaz' der, hep mide ağrısı çekerim , hep bir kramplar ama gözüm hep tatlıdadır. Aman Cunda'ya gelmişiz lor tatlısı yenmez mi? Yenmez. Yenmez arkadaş. Yersen sonra önce şekerin çaktırmadan çıkar, sonra kolestrolün ve trigliseridin.
Arsızlık, aç gözlülük, gözü dönmüşlük derken olan oldu, nurtopu gibi bir gastritim oldu. Saatlerce mide ağrısı çektiren, 10 tane rennie yutsan banamısın demeyen şu seni dertop eden kramplar.
Mide 30 sene sonunda 'artık bir dur' dedi haliyle. Benim yemeğimden kısıp tatlıya verdiğim tüm o öğünler bana 10 senede 13 kilo olarak dönmüştü.
Şimdi bugün 2003'ten itibaren çektirdiğimiz resimlere bakıyorduk ki şunu farkettik: resimlerin hepsinde önümüzde kremalı frappicinolar, burger kingler, mantılar var.. 2004'e geçiyorum halen sağlıklıyız, 2005'ta yavaş yavaş yuvarlanmaya başlamış yüz hatları. 2006'dan sonra da artık kilolanmışız ve düzenli olarak almaya devam etmişiz.
Annem hep konuşur durur: 'Bu kadar akıllı kızsın, elinden her şey geldi, bir kilo işini halledemedin'.
Evet halledemedim, beynim 'o çikolatayı ağzına atma' diyemedi, evde tatlı 2 günden fazla duramadı.
Artık yakınlarımın ısrarı sonucu geçen yaz şekerime baktırmaya gitmiştim, kolestrol 220lere fırlamış, şeker desen 100, tam sınırda, karaciğer yağlanması fenalarda. 2-3 ay panik yaşadım, 2. diyetisyen maceram demiştim ya, işte o dönem başladı ama ben her hafta kontrole gittiğimde elimde beslenme günlüğümü götürüp dünya tatlısı diyetisyenimin suratına bakarak ' bugün ofiste brownie vardı, dayanamadım' dedim. Beyninde bitiremediğin işi diyetisyen nasıl bitirsin.
Bu kadar yazdım ya, sanıcaksınız aşırı kiloluyum, değil aslında 7-10 arası verdim mi sağlıklı ve ideal bir kilodayım.
Peki sonra ne oldu da ben bu yazıyı yazıyorum? 2 gün önce yine rutin kontrollerimi yaptırmaya gittim, doktorlar desen felaket tellalı her biri. Biri diyor ki '6 ayda bir meme kontrolüne geleceksin', öteki diyor ki 'bu kilolarla hayatta doğuramazsın, bebek durmaz vücudunda 55 kilo olman lazım', bir diğeri diyor ki 'karaciğerindeki yağlanma had safhaya gelmiş'.  Korkutmak mıdır nedir bu yaptıkları?
İşi ciddiyete mi aldırmaya çalışıyorlar. Yaptıkları tamamen moral bozmak. Onlara kalsa 2 sene ömrün kaldı ve hiç bir işe yaramıyorum.
O gece somurtarak uyudum ve ertesi sabah sabah yıllarca yaptığım gibi diyete başlıyorum diye uyandım.
Karakterimi bilenler bilir, biri bana birşey dedi mi tam tersini yapar bu inat bünye.
O gün inadına annemde ekler pastadan tutun çikeli turtalara kadar en sevdiğim şeyler var. Dayanamayıp yiyorum, üzerine de çikolata yiyorum. Eve geliyorum bin pişman. 'cahil insanlar bile yapmaz bu senin yaptığını' diyorum. İradesizlik kötü bir şey.
Bakın o akşam ne oluyor?
Arkadaşlarımızla buluşacağız, biraz erken gidince kitapçıya giriyorum oyalanmak için. Avealılara 50 TL üzerine indirim diyor, bende 2 kitap alıyorum 43 tutuyor, dur şurdan 7 liraya birşey bulayım deyip o pazarlama taktiğine yenildiğim o an gözüme çarpıyor bir kitap: DUKAN DİYETİ.
Blog'umu eskiden beri takip edenler bilir, ilk yazdığım yazılardan biriydi, hayatımda aldığım tüm hayat değiştiren kararlar hep 'on-the-spot decision' dedikleri anlık kararlardı.
Kitaba elimi atıyorum.
Arkadaşım mesaj atıyor, geldik yürüyoruz diye.
Kitabın ön kapağına bakıyorum. '20 milyon insan yanılıyor olamaz'.
Eşimi kapıya yolluyorum.
Kendim kitabı kaptığım gibi kasaya gidiyorum.
Arkadaşlarımızla güzel bir gece geçiriyoruz, aklım yanımda duran poşetin içindeki kitapta.
Öyleki otoparka yürürken başlıyorum okumaya yolda. Hatta arabanın ışığını açıp eve dönene kadar okuyorum.
Eve geliyorum saat gecenin 1'i. Olsun beni saat yıldıramaz diyerekten okumaya devam ediyorum. Notlarımı alıyorum, altını çiziyorum.
Okuduğum kısım müthiş bir ilham veriyor bana. Meğer bu anın gelmesini bekliyormuşum. meğer bir şeyi beni dürtmesini, bir vahiy gibi aklıma inmesini bekliyormuşum.
Sabaha karşı yatağa girdiğimde artık ertesi gün başalayacağım Dukan Diyetime hazırım.
Sabah uyanıyorum hemen başucuma bakıyorum 'kitap orada'. Şimdiye kadar Dukan yapıp kilo veremeyen bir insan YOK. Kimle konuşsam 7 kilo verdim 10 kilo verdim diyor ama ben hiç ilgilenmiyordum bu diyetle, sebebi de et sevmememdi.
Dukan bir nevi protein diyeti. ilk 5 gün ağzına sadece et koyuyorsun. Zor ama hızlı sonuç veriyor. Hemde aç değilsin bunu yaparken. İlla biftek yemiyorsun ya bunun tavuğu var balığı var hindisi var.
O sabah nasıl mutlu uyanıyorum anlatamam.
Çünkü artık sağlıklı olmayı seçebildim sanırım.
Dukan detaylarını bu açtığım etiketin altında takip edebilirsiniz, size diyetimin ilk 2 gününü ayrı bir yazıda anlatacağım gün içerisinde.
Şimdi söz verdiğim üzere bir arkadaşıma kahveye gidiyorum hemde blog açacağız ona..
Dönüşte artık..
Mutlulukla, sağlıkla kalın...
irem..

No comments:

Post a Comment