Friday, July 13, 2012

Elif Şafak/ İskender

Önümüzde 11 saatlik bir uçak yolculuğu var, ve tam da elimdeki kitabı bitirmişim ve yeni kitap arıyorum. Geçiyorum kitaplığımın önüne, okunacaklar rafına geliyorum, bakınıyorum bakınıyorum uzun uzun seçmeye çalışıyorum. Normalde alır bir kitap başlarım okumaya ama bu kez olay farklı. O kitabı bir kez sevmedimmi 11 saat yolda ne yaparım kitapsız. Elime gelen o kadar çok seçenek var ki.. İngilizce mi alsam Türkçe mi zaten en büyük sorunum. Haydi Türkçe olsun diyorum. Peki tanıdık bir yazar mı olsun? Daha önce okuduğum bir yazar mı olsun? Derken seçeneğimi 2'ye indiriyorum. Ayşe Kulin mi ELif Şafak mı kavgasını Elif Şafak kazanıyor şimdilik. Okumadığım en son kitaplarından biri İskender. Kendisine de tweet atıyorum hemen. NY yolculuk kitabım İskender diye. Biliyorum tüm tweetleri okuyor, yanıtlıyor, hatta beni daha önce Retweet bile yaptı.
Uçağa binmeden önceki gece başlıyorum okumaya. Kitap bir aile ağacı ile başlyor. Eyvah diyorum önce çok fazla karakter var, nasıl aklımda tutacağım şimdi hepsinin ismini. Boşuna endişe etmişim. Maharet yazardaymış. 3 bölümden sonra bütün karakterleri kafanıza oturtuyor, İskender kimdir, Pembe Cemile'nin ikizidir, sevdikleri, sevmedikleri iyi kötü huyları gelip oturuyor kafanıza.
Zaten uzun yolculuklarda asla okuyamadığımı belirtmiştim. Uçağın kalkışında ve yemek servisi bitene kadar dergi ve gazete ile oyalanıyorum. Sonra alıp kitabı en baştan tekrar başlıyorum. Bu arada ışıklar söndürülüyor sadece başımızda ki okuma ışıkları kalıyor. Ve ben bir oturuşta 300 sayfayı bitiriyorum. kitap o kadar heyecanlı ve sürükleyici gidiyor ki.. Benim en sevdiğim şekilde kurgulanmış, her bölüm bir karakterin ağzından yazılıyor. Ve her karakterden topladığınız ipuçları sizi kitabın zirvesine (climax'e) taşıyor. 300 sayfa sonunda bir bakıyorum 50 sayfam kalmış bitirmeye, bitirmeye kıyamayıp bırakıyorum. Sevdiğim kitaplarda öyle bir huyum var benim. Hemen bitirmeye kıyamıyorum.
Son 50 sayfayı sindire sindire ertesi güne bırakıyorum.
Elif Şafak sevenleri kadar sevmeyenleri de olan bir yazar. Kimse orta görüş bildirmiyor onla ilgili. Ya çok seviliyor, ya nefret ediliyor. Hiç bir yazarın politik görüşü beni alakadar etmez. Ben onun kelimelerle oynamasına, kurgusuna bakarım. İlk defa Baba ve Piç romanıyla Türkiye'de tanınmaya başlamıştı, oysa ondan öncesinde yazılmış 5-6 romanı vardı. Ama bize politik görüşüyle lanse edildi yazar. Birde romanlarını İngilizce yazıp daha sonra Türkçe'ye tercime ettirmesiyle. Ne yalan söyliyeyim bende çok ukala bulmuştum İngilizce yazmasını taa ki TED Talk konuşmasını izleyene kadar.
http://www.ted.com/talks/elif_shafak_the_politics_of_fiction.html
Ancak o zaman hayatının içerisine girebildim ve beynine ulaşabildim. Bir o kadar nefret edeni de var demiştim. Örneğin edebiyat sınavında Aşk kitabından sorumlu olan bir öğrenci ısrarla Elif Şafak okumayı reddetmişti. Ben ise aksini düşünürüm hep bir insan düşmanın bile olsa senin hakkında ne düşündüğünü bilmek için onu okuman lazım. Orhan Pamuk içinde geçerli bu görüşüm. Orhan Pamuk'un okumadığım tek bir romanı bile yok. Hepsini hayranlıkla okudum bitirdim. Bir çok arkadaşım ise 'ben anlamıyorum bu yazarı' der. Anlayışla karşılarım. Kimisi 'memleketini sattı Nobel alabilmek için, ben hayatta okumam onu' der. Katılmam bu görüşe ama çabalamam da aksini ıspatlamak için. Herkesin kendi fikrine saygı duyarım sadece.
Neyse İskender'den nerelere geldik. Sonuç itibariyle güzel bir yaz okuması isterseniz alın derim.
Önermesi benden :)
Sevgiler;
irem

No comments:

Post a Comment