Tuesday, July 24, 2012

Günlük yaşam...

İstanbul.. Tüm bu kaosun, karmaşanın içinde huzur bulduğum tek yer. Havasına, nemine, trafiğine, kalabalığına söylensek te o İstanbul. Benim için ev. Evim, kedim, bahçem, mahallem, komşularım, marketim, işim, doktorum, otoparkçım, kuaförüm, starbucksım, spor salonum, veterinerim, terzim, gözlükçüm, boğaz manzaram, çayım, türk kahvem, köşedeki simitçim, gazete bayim.. Kısacası hayatım, herşeyim İstanbul. 
İstanbul'un her bir köşesi bir kaos içerisindeyken ben nasıl oluyorda burada huzur bulabiliyorum bilmiyorum. 
Ülkenin en huzurlu noktalarından birinden geldim 2 gün önce. Saatlerce manzara seyredebileceğin ve asla sıkılmayacağın, sana stressiz bir hayat sunan bir yerden. İnanın orada kaldığım 1 hafta boyunca evimi özledim. 'Sanki tatile yeni girmişim gibi hissediyorum' yazacağım ama üzerime gelmenizden korkuyorum. Haftalardır geziyorsun demenizden korkuyorum. Tatiller benim için hep bir koşturmaca, onu da yapalım, bunu da görelim derken günler hızlı akmaya başladıkça yaşanan panik hali. Pazartesi sendromunu atlatma halleri..
Amerika desen hallaç pamuğu gibi salladı salladı vurdu bizi duvara. Tabanlarımızda baloncuklar çıktı her yeri gezeceğiz diye, gece otele girip yatağı bulduğumda dua ediyordum 'allahım çok şükür bugünde yatağı bulabildim' diye.
Ertelediğim onlarca iş vardı, görüşmeyi ihmal ettiğim insalar, kedinin aşısı, kendi bakımım derken rahat ve derin bir 'oh' çektim bu sabah. Ne zamandır ihmal ettiğim mide ilacına başladım, yediklerimi azalttım, doktor randevularımı aldım, vitaminlerimi almaya, aynaya bakmaya başladım. 
İş hayatı yüzünden çoğunlukla ihmal ettiğim ne varsa yapmaya başladım. 
kendime yeni bir çalışma köşesi hazırladım evde. Kendi çalışma masam ne zamandır bana ilham vermiyordu bende kendime camın kenarına güzel bir yazı yazma köşesi hazırladım Virginia Woolfçuluk oynuyorum.
Başka da havadis yok.. sıkıcı bir yazı oldu sanırım, idare ediverin artık :)
Sevgiler..
irem 

No comments:

Post a Comment