Sunday, August 19, 2012

Bayram Blog'u...

Bayram yazısına başlamadan önce dün ve bugün rasgele okuduğum tweetleri paylaşmak istedim sizlerle..
' Köprü trafiğinde kaldık havaalanına ulaşamıyoruz'
'Offf Rötar var'
'Eskihisar mahşer yeri gibi'
'Gidemiyoruz, kaldık'
'Çanakkale'de feribot kuyruğu 4 km'
'Hala yoldayım, pooff'
'17 saatte geldik' -Bu Kalkan'a gelen arkadaşımız-
'İstanbul'dan Bolu'ya 12 saatte geldik'
'7 saatlik Akçay yolu oldu 12 saat'
'Offf dayanamıyoruz, dönüyoruz biz'
'Madem gidemiyoruz, bizde İstanbul'un tadını çıkarırız'

Böyle isyan içerisinde geçen 2 günün sonunda kimi kaldı evinde kanape televizyon keyfine, en kötü en yakın alışveriş merkezine atarlar kendilerini, gıcır bayramlıklarını çekmiş, ayağa terliği geçirmiş ahaliyle birlikte itiş kakış bayram gezmesi yaparlar. Kimi de aile ziyaretinde, 'yavruumm ama bak bu ev baklavası, illa ye, yemezsen hatrım kalır' diyen senede bir türeyen teyzeler ile birlikte elleri dizlerin arasına sıkıştırmış bir şekilde oturacak,  veya harçlık toplamak için 'bizim ailede kaç tane yaşlı amca teyze vardı yeaa' diye kapı kapı gezecekler, genelde eli bol olanlar tercih edilecek.
Kimi ise çoktan attı kendini yazlığa - ki ben bu gruptanım-. Kocası tarafından 'uyan uyan milleti arayıp bayramlaşmak lazım' diye ite kaka uyandırılıp, saç baş dağınık gecelikle yataktan fırlayıp en güzel ses taklidi ile eş dost aranacak, bu arada toplu atılan şablon mesajlar tek tek telefondan silinecek.. Haydi bize bir kahve yap ta içelim faslı bittikten sonra da haydi hurraaa denize gidilecek.
Bir diğer ele alınmaya değer kesim ise kendini bodrum ve çeşme civarına atmış, bayramda en kazık uçak biletini almış, tatile gelmiş, beachlere dünyanın parasını yığacak, sonra da hazır yığdık parayı bari çıkmayalım, mindere çömelim, yapışalım mantığı ile bütün gün yan gelip yatacak. 'Amaann ne kalacağım Türkiye'de' deyip Paris ve Roma'dan başka bir yer bilmeyen, bilsemde gitmem diyen bir diğer grup ise kendini çoktan Champs-Elysees'ye attı bile, shopping koşturuyor, hay allah şimdi eş dost hediye bekler, salla ya en iyisi duty free'den 2 çıkolata alır geçiştiririz mantığı ile sokak sokak geziyor olacak. Yolda karşılaştığı Türk gruplarına da 'Aaa siz de Türk müsünüz?' soruları havalarda uçuşacak.
Tamam canım, illa bir gruba ait olmak zorunda değilsiniz.. ama illa ki günlerden bir gün olmuşsunuzdur. Hangimiz o şeker bayramında ikram edilen şerbet içerisinde yüzen tatlılara maruz kalmadık ki? Hangimiz şeker komasına girmedik ayağımızda bize ait olmayan misafir terliklerimiz, elde cep telefonu 'offf daha aile ziyaretindeyiz, patlizaaamm' yazmadık ki :)
Ben örneğin küçükken pek gidecek kimsemiz olmazdı, ama giyinir beklerdik. İlla ki birileri uğrar evimizi şenlendirirdi, genellikle para istemeye gelen mahallenin çocukları, davulcu geldiğinde annem kapıyı açar şeker çikolata ikram eder, tabiki onlar çikolatayı beğenmez, babam arkadan uçarcasına elinde parayla yetişirdi. Güzel günlerdi. Eskidendi.
Şimdi ise hepimiz bir yerlerdeyiz, çalışıyoruz, çoluğa çocuğa karıştık, 4 gün tatil varsa hemen nereye gidelim diye düşünüyorum mesela ben şimdiden.
Böylede gezmeye doymayan arsız bir millet olduk çıktık. :) Olsun gezmek güzel, hayat gezince güzel, her gezdiğin yer yanına kar kalıyor.
Bayram şekeri kadar tatlı bir bayram dilemiyorum size, hele o mutluluk treni bulutları yara yara size gelsin geyiklerine hiç girmiyorum.
Sade bir şekilde bayramınızı kutluyorum. Büyüklerimin ellerinden öpüyorum, arkadaşlarımı kucaklıyorum, küçüklerimin de yanaklarından öpüp ellerine birer şeker konduruyorum.
Hepinize sevgiler;
İyi bayramlar;
İrem


No comments:

Post a Comment