Saturday, August 25, 2012

Doğumgünüm geldi mi yaz bitti demek...

Doğumgünü.. Ne lüzumsuz bir ayrıntı aslında.. Yaşlandığımıza mı seviniyoruz yani? Oleyy yaşasınn gittikçe yaşlanıyorum bari bir mum üfleyeyimde sevincime sevinç katayım mı diyoruz? Hiç sevmiyorum zaten şu özel günleri. Mesela sevgililer gününe fena halde gıcığım, hele kadınlar günü tam bir çiçek israfı. Anneler, babalar günü desen, anne babası hayatta olmayanlar için perdeyi kapatıp, yorgan altına girmelik bir depresyon günü. Yılbaşı desen kime, neye, hangi kritere göre yılbaşı. Öyle gıcığım anlayacağınız özel gün adı altındaki ticari ittirmelere. Her sene strese giriyorum doğumgünüm yaklaştıkça, istemiyorum gelsin, ya da böyle gelip geçsin istiyorum. İnsanlar gereksiz masraflara girmesin, bana hediye filan alınmasın, üzülüyorum. Doğumgünü kutlama alışkanlığım olmamasını belki de yaz bebeği olmaya bağlıyorum. Okullar tatil olur, herkes tatile gider, etrafında ya 1 ya 2 arkadaşın kalır, onla da mum üflenmez birşey yapılmaz, ilkokulda filan herkes McDonalds'da doğumgünü yapardı, o zaman en popüler şey oydu, kışın millet toplardı herkesi, bana gelince herkes tatilde olurdu. Sonra büyüdük Etiler'de Harvard Cafe ve TGI Friday'imiz oldu, orada doğumgünü yapmak popüler olmuştu, yine bize denk gelmedi, iyi mi? 20'leri devirmeye başladıktan sonra da zaten artık büyüyüp kazık kadar olmanın verdiği gururla partiler daha hit mekanlara taşındı ama millet tatilde olmaya devam etti. İşte böyledir yaz bebeklerinin hazin durumu. O gün telefonun 3-5 çalar, 5-10 bankadan mağzadan mesaj gelir, facebook'unu bir açarsın 108 tane kutlama gelmiş, sanki zaruretten hepsi. 'Ya dur şimdi, bak gördü de kutlamadı demesin' diye atılan 'mutlu seneler cnm' lar. 
Birde 'cnm' nedir? Yani o kadar üşeniyorum ki cümleyi bile tamamlayamıyorum, ya da yazdığımı 2. kere okumuyorum cnm. Bir ara e-card'lar vardı, bir açardık 5-6 müzükli kart, hoppidi hoppidi oynayan mumlar, uçuşan balonlar, 1 ay sonra bir daha girip bakamazdın bile kartına, silinirdi. Şimdi twitter çıktı, işte 'ay mıç mıç, nice seneler' yazıyor insanlar. Cevaplar hep aynı: Teşekkür ederim cnm. 
Bilmem çok mu acımasızım? Bu yüzeyselliği yaşayacağıma hiç yaşamayayım diyorum, o yüzden de doğumgünü filan kutlamıyorum. Geçen sene mesela 1 gün önceden gece 12 itibariyle kocam gidip kapıyı açmış çaktırmadan, en yakın arkadaşım elinde dankek'iyle bekliyormuş apartmanda tırıl tırıl. Saatte 12 olmuyormuş bir türlü, en sonunda mesaj atmış 'beni salona al bari' diye. Saat 12'yi vurduğunda bir giriyorlar yatak odamdan içeri böyle mum filan, güzel seviniyor insan. Ama hep yük oluyormuşum gibi geliyor insanlara ne bileyim öyle işte. Benimkisi garip bir psikoloji. 
Bu sene de doğumgünüm geldi çattı, 27'si dedin mi, yaz bitti demektir benim için. 
Hüznün gelişidir, akşamları havalar serinlemeye başlar, hırkalar yavaş yavaş çıkar dolaptan, öyle bir hüzün çöker havaya. Okullar açılır, kışlıklar çıkar, tatilciler hafiften dönmeye başlar, o sıcaklar, o rehavet biter. 
İşte doğumgünü bu demek benim için.. Ne fazlası, ne eksiği.. 
Yaşlandık diye sevinecek değiliz ya ... :) 
İrem 

No comments:

Post a Comment