Friday, August 17, 2012

Tatile çıkmayı nasıl beceremeyebiliriz?

Yeni bir tatil macerası ile karşınızdayız. İstikamet yine Kalkan. Bu kez çıkış günümüz belli değil, herşey tamamen eşimin işine bağlı. 'Ha çıkıyoruz' dese yoldayız. Ama inatla her gün yeni bir aksilik çıkıyor. Tamam diyor çarşamba dedin mi yoldayız. Çarşamba oluyor 'hay allah inşaatta bir iş daha çıktı'. Hay hay diyorum, perşembe çıkarız. Bu arada benim bavul kapıda bekliyoruz.
Bizim kedinin çeyizi :)
Kediyi de almak istiyorum yanıma. Çok özlüyorum onu tatildeyken. Hele New York'ta 12 gün burnumda tüttü kerata. Ayrı kalmaya niyetim yok bu kez. Yatağı, yastığı, oyuncakları, kumu, maması, kum kabı derken kapıda yığılıyor bizimkinin çeyizleri. Eh benimde bavul kapıda, artık 'haydi' komutunu beklemekten başka bir şeyimiz kalmadı. Yolluğumuz bile var: Lor peynirli Börek!
Arabada oyalanmak için 3 kitap, 5 dergi, ipod, ipad, iphone yetmedi macbook hepsinin de şarjları full.
Çarşamba akşamı eşimin işten geç gelmesiyle bizim zırvalıklarda başlıyor.
'İşlerin bitmediyse gitmeyelim.'
'Yok yahu gidelim.'
'Ama valla bak işin varsa bana sorun değil yani.'
'Sen gitmek mi istemiyorsun?'
'Bilmem.' (Bu ben! Tipik uyuz kadınsal cevaplar)
Bilmem ne demek? Ya istersin ya istemezsin. Niye bilmeyesin.
Kedinin bile hazırladım eşyalarını ya.
O esnada eşim devam ediyor. 'Ya bende seninle onu konuşacaktım, kediyi almasak, hayvancağız yolda per perişan olacak 12 saat'.
Hüngüüürrrrrrr... Ama ben kedimi özlüyorumm.. Böğüüürrrrr...
En iyisi anneme gidip soralım.
Birde böyle aciz çözüm bulamayan karı-koca triplerinde anneme gidişimiz yok mu bize çözüm bulsun diye. Yüksek mercimiz konuşuyor 'bence götürmeyin, ben burada bakıyorum hayvana gül gibi.' Bakıyor benim gözler devrilmiş melul melul, bu sefer kuzeninin Van kedisini anlatmaya başlıyor. Bak işte bizim bilmem kim kedisini arabaya attığı gibi götürüyormuş yazlığa. Tamam istediğim örnek geldi. Kedi geliyor. Gece geç vakit, eve gitmek üzere dönüyoruz, bahçede oturmaya karar veriyoruz gidip hazırlık yapmak yerine. Dengesizim ya, bir keyifsizlik var ya içimde.. Bombayı patlatıyorum. Ya boşver Kalkan'i, çok uzak 12 saat yol çekilir mi? Şurda hemen yakında Bozcaadaya gidip 3 gün kalıp gelelim.
Haydaaaa sil baştan tatil programını. Gece 12'ye kadar da bu kararsızlığımız sürüyor, neticede bayram öncesi başka bir yer bulamayacağımıza kanaat getirip Kalkan'da karar kılıyoruz tekrar.
Bu arada sabah ta 6'da kalkmak lazım. Saati sen kur, ben kur derken. Unutuyoruz alarm kurmayı.
Sabah 7'de gözlerimizi açıyoruz. Geç kaldık. Paldır küldür yola çıkmamız yine yarım saati buluyor. Bu arada arka koltukta kediye yer yapılıyor, bagaja kum kutusu ve canı istediğinde bagaja girip çıkabilsin diye orta koltuğu indiriyoruz. Battaniyesi, oyuncakları, kutusu kedoş yayılıyor bir güzel. Bende battaniye yastık ve tam teçhizat yola çıkıyoruz.
Tabiki geç kaldığımız için FSM gişeler kilit, imkan yok yakınına bile gelebilmemize. Haydi dön Etilere, oradan Bebek'e, Beşiktaş'tan 2. köprüye bağlanmaya çalışıyoru. I-ııhh kilit. Köprüyü güç bela geçtik, E-5 kilit. Bir bakıyoruz saat 10 olmuş ve biz hala Kartal civarlarına gelebilmişiz. Yol zaten 12 saatti, şimdi olacak 15 saat.
Kime saydırmalı bilmem ki.. Köprüye mi tadilat yapan zihniyete mi trafiğe mi neye neye?
Yok olmayacak bu iş, sıkıntı ile kıpranıyorum yerimde duruyor, biraz da rahatsızım, keyifsizlik var üzerimde, kabul. Birde E-5'te kilit kalınca geri dönmeye karar veriyoruz. Zaten feribot bulamamışız.
Biz dönüp yine tıpış tıpış anneme geliyoruz. Saat 11 olmuş. 'Biz kahvaltıya geldiiiiiikkkk'. Annem dahil tüm ev halkı şokta, köpük desen anlamadı ne olduğunu. 3 saat şehir turu yaptı döndü hayvancağızım.
Annem hemen çözüm buluyor, keyfimizi yerine getiriyor. Ve uçak bakmaya karar veriyoruz. Saat 14.00'a uçak bileti bulup hemen satın alıyoruz. İnat ettim bugün Kalkan'da evimde uyuyacağım.
Neticede uçağımıza binip tıpış tıpış iniyoruz Dalaman'a, toplam 2.5 saat içerisinde evimizdeyiz. Bir hesap yapıyoruz ki arabayla devam etseydik hala İzmir civarlarındaydık.
Tatile çıkmamız olay, çıkmamamız ayrı olay. Böyle komik mi desem, zırva mı desem bir durum yaşadık. Bugün güneşi burada batırdım ya şimdilik başka bir şey istemem..
Kalkan Gün Batımı...

No comments:

Post a Comment