Saturday, September 1, 2012

blogger olmak üzerine zırvalıklar..

Blogger olmaz zor iş. Hele birazcık takip edilmeye başladılarsa seni, yandın. Artık çıkış yok. İlk başladığımda her gün yazıyordum, inanılmaz bir hızla hemde, hiç durmadan her gün birşey üretiyordum, işe gider gibi hergün bilgisayarın başına kurulup konu bulup yazıyordum. Sonra 2 günde bir'e düştü sonra araya 3-4 gün girmeye başladı. Şimdi görseniz aradan 1 hafta geçiyor birileri mesaj atıyor 'E hadi blog yaz' diyor, o zaman aklıma geliyor ihmal ettiğim. İnsanın moduyla da alakalı. Sanki lanetlenmiş gibi benzer kalp kırıklıkları yaşayıp duruyorum üst üste. Haydi şunu oturup bir yazayım diyorum, 'sonra insanlara ne bundan, bıktılar aynı şeyi okumaktan, boşver' diyorum. Ben içimi dökmek için yazardım hep. Acımı sızımı azaltırdı. İlkokul 5'ten beri yazarım günlük. Bütün iç çekişlerim acılarım sevinçlerim o defterlerdedir. Son 2-3 senedir doğru düzgün yazmıyorum. Sanırım yazamayınca da insanlara anlatma ihtiyacı hissediyorum. İnsanlara çok şey anlatınca da onların gözünce 'çok konuşan, bıdı bıdı bıdı herşeyi anlatan' biri olarak görülüyorum sanırım. Keşke etrafımdaki herkes benim gibi açık sözlü, dobra, transparan ve pozitif olsa. Değil ne yazıkki. İnsanlar ketum. Herşeyi içlerine atıyorlar, işte bizim 'içi içini yemek' deyimiyle tanışmamızda bu noktada başlıyor. Karşı taraftan nasıl yorumlandığın belli değil. Yine kendi kendime şu meşhur! kararlarımdan birini aldım ve yazmaya döndüm. Bu sabah kalktım, günlüğe benzeyebilecek nitelikte bir defter aldım elime, yazdım da yazdım.
Eğer sizinde böyle içinizi dökebileceğiniz bir yönteminiz varsa ne mutlu size. Aman diyim, benden size tavsiye, içinizi defterlere ummanlara bloglara dökün ama insanlara dökmeyin. İnsanlar kötü.

******
Blogger olmak zor iş. Bir yazı yazıyorsun 30 kişi alınıp mesaj atıyor ardından. Bu ülkenin PucCa diye de bir gerçeği var, kız neredeyse Türkiye'nin en ünlü blogger'ı şuan, bütün yazdıklarını kitaba döktü binlerce satıyor. Hele plajda yan geldim yatıyorum, dünya yıkılsa umrumda olmaz, bana öyle bir kitap verin ki sadece gözlerim sağa sola oynası yeter diyorsanız al sana Pucca'nin kitapları. Kız bütün yaşadığı ilişkilerini en detay ayrıntıya kadar anlatıyor, anlatıyor ama ne anlatış.. Küfür kıyamet kadar, ömrünüzde duymadığınız argolar belkide, içine giydiği çamaşırdan tut, tuvalet hayatına kadar kitapta sereserpe. Beraber olduğu çocukların kendilerine annelerine ne küfürler, beddualar. Eee bu kız nasıl sokağa çıkıyor şimdi? Ben bir blog yazıyorum günde alt tarafı 50-70 kişi giriyor, onlarda örgütlenip alınıyor her yazdığımza, bu kız bir baktım geçen gün Etiler'de elini sallaya sallaya geziyor. 
Gerçi desenize, bu ülkede böyle muhabbetler prim yapıyor, yazmasan böyle sıkıcı sıkıcı takılırsın işte:)
Düşünün yani ne kadar sıkıcıyım ki en yakın 3-4 arkadaşımdan sadece 1'i takip ediyor blogumu. O da öğretmen kendisi zaten, ayda 1 açıp toptan okuyorum diye itirafta bulundu. Sadık okuyucularım var mı var, iş arkadaşlarım, aile, eş dost saolsunlar. Birde annem. Ara sıra 'irrooooooşşşşş blog yok muuuu?' diyor. Hemen yazıyorum. O da saolsun.

******
Blogger olmak zor iş. Meslek gibi yapışıp kalıyor üstüne. Misal bu sene yeni başlayan bir öğretmen arkadaş, toplantıda tanıtırken blogger diye tanıttılar. 'Allah dedim yaşasın benim gibi bir blog canavarı heralde'. Hemen açıp baktım,-yaşasın bloggerlar-  belki 10 tane yazı yayınlamış toplamda ama etiket etikettir yapışmış kalmış senle geziyor her yerde. Hatta okulda geçen sene yaptığım Model Birleşmiş Milletler kulübünü bile bıraktırdı bana bu iş. Bloggers kulübü kuruyorum bu sene. Bol bol yazacağız öğrencilerle. Dua edin de alnımın akıyla çıkayım o işten de. 

******
Blogger olmak zor iş. Zaten iş-ev- arkadaşlar arasında yaşadığın bir hayat var. İşi yazsan seneye garanti işsizsin, arkadaşlarını yazsan suratına bakan adam kalmaz, eşini yazsan evde kavga garanti, anneni yazsan 'vay anlatacak başka şey kalmadı mı'. Daha blogum sadece 5 kişi tarafından okunurken br öğrencimle alakalı bir kalp kırıklığımdan bahsetmiştim. Sen bu afacanlar sene ortasında gidin araştırın bulun o yazıyı. 'Wayys hocam bilmem kim hakkında yazmışsınız, okudukk' Heyy allahım al başına belayı. Haydi tamam dedim sınıf hayatını da yazma. Ee başka ne anlatıcan? Bende dün oturdum gece bir tweet attım. Bknz: sağ kolonda artık tweetlerim çıkıyor. Neyse bende gece çok darlanınca oturdum böyle esrarengiz bir tweet attım. 'Kalp kırıklıkları biriktiriyorum hobi olarak'. Hobbaaareeyy aman bir içim rahatladı, bir içimin yağları eridi. Alının üstünüze biraz yahu. Blogumuz var ohh rahat rahat yazarız dedik, olmadı. Bu ülkede ya Ayşe Arman olucaksın zaten yediğin içtiğini sevgilini anlatıp dertsiz tasasız yaşamaya devam edeceksin. Ya Edebiyat üzerine yazacaksın kimse okumayacak. Ya da.. ya da'sını bulamadım. İşte böyle arkadaşlar. Şimdi izninizi istiyorum 40 dakika içerisinde kitap kulübümüzün toplantısı var. 3-5 güzel insanla Ahmet Ümit'in Sultan'ını öldürmeye gidiyorum izninizle.
Sevgiler...
irem 

No comments:

Post a Comment