Thursday, September 13, 2012

Lütfen bunu beğenin :)

Blog'umun sıkı takipçisi sevgili annemle oturuyoruz. Olay mahali: annemin evi. Zaman: dün. 
Annem laptopu kucağında birşeye konsantre olmuş. 'Neye bakıyorsun?' diyorum. 'Senin son yazını okuyorum' diyor. Seviniyorum hemen, oh şimdi güzel bir yorum yapar, 'aayyy ne güzel ifade etmişsin, bayıldım, dur hemen paylaşayım facebookta, vallahi babana da okuttum bayıldı' gibi bir yorum bekler iken, annem yorumu patlattı. 
'Çok sıkıcı olmuş çok gereksiz, hiç bir özelliği yok!' Bir an nerelere kaybolsam diye halının altına filan bakarken buldum kendimi. Yok sığamam ki oraya, kuyruğu dışarda saklandığını sanan kediler gibi kalıveririm, mutfak dolapları da küçük hay allah, dur en iyisi banyoya gideyim ben. Orda rahatça takarım kafaya. Hayır anlamadım, beğenmese ne olacak.. Şimdiye kadar ki 100 küsur yazıyı beğenmişte, en son yazıyı çok gereksiz bulmuş olabilir. Ben niye camdan mı atlasam triplerindeyim sanki? Ego mudur bu? Mükemmeliyetçilik midir? Oysa Paulo Coelho ne güzel diyor son kitabında ' Herkes seni seviyorsa orada bir sorun vardır, herkese kendini sevdiremezsin, her yaptığını onaylatamazsın'. Öyleyse nedir bendeki beğenilmeme korkusu anlamadım. Gittim ve bana profesyonel destek verebilecek olan bir arkadaşıma danıştım. Ben böyle böyle yanlış bir hareket yapacağım diye çok korkuyorum dedim. Tabi kendisi direk bunu 3 jenerasyon geriye giderek açıklamaya başladı. Bazen hiç önemsemediğimiz davranışların altında geçmişten getirdiğimiz ve omuzumuzda bir yük gibi taşıdığımız deneyimlerimiz, yaşanmışlıklarımız var. İstediğin kadar kürek çek uzaklara, sandalından atamadığın bir gerçek var ki o da benliğinle beraber gezdirdiğin anıların.. Seni sen yapan hikayelerin.. İşte benim o hikayelerimin bazı kahramanları başka hikayelerin kahramanları olmayı tercih etmişler.. Bana da geriye kalan tek bir kelime olmuş : Hayalkırıklığı. 
Aramız iyi değil bu kelimeyle. Hatta ingilizcesiyle, fransızcasıyla da anlaşamıyoruz bir türlü. Ayağıma bağlanmış bir pranga gibi yaşıyoruz kendisiyle. Ben tekneden atlasam benimle gelecek ve beni gittikçe dibe çekecek. O yüzden kürek çekmeye devam ediyorum umarsızca. Hem kendi yaşadığım hayal kırıklıklarım adına üzülüyorum hem de birilerini hayal kırıklığına uğratacağım diye korkuyorum. Psikoloji'de bu dengeler çok ilginç, her yaptığınız hareketin bir sebebi var. Küçükken arkadaşlarınızla oynarken size söylenen bir kelime, bir yerde okuyup etkilendiğiniz bir yazı, düzenli gördüğünüz bir rüya.. Herşeyin bir anlamı, bir bağlantısı var. 
Yeterki kendinizi yeteri kadar tanıyın, iç sesinize yönelin, sorular sorun ona. Zaman zaman irdeleyin hareketlerinizi.. Bakın bakalım altından neler çıkacak. 
Bir blog yazısından nerelere geldik. Niyetim bu kadar aleni açık yazmak değildi belki de ama diyorum ya 'yazmak bana iyi geliyor' diye. Yazıp unutuyorum, sonra biri çıkveriyor, 'geçen blogunda okudum, üzülme yahu değmez' vs vs gibi şeyler söylüyor. Bir bakıyorum 1 değil 100 terapistim oluvermiş birden. 
Güzel iş aslında.. 
Sevgiyle kalın..
irem..

No comments:

Post a Comment