Thursday, October 18, 2012

Murat Gülsoy / Baba, Oğul ve Kutsal Roman üzerine

Murat Gülsoy / Baba, Oğul ve Kutsal Roman buluşması
Çarşıdan aldım 1 tane, eve geldim 1000 tane. Murat Gülsoy'un kitabını ifade eden güzel bir sözcük dizini. Öyle ya 1 kitap alıp eve geliyorsun, kitabını içini bir açıyorsun ki Kafka, Borgess, Nabokov, Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Çehov, J.R.Tolkien ve daha niceleri meteor olup yağıyorlar üzerine.
Hemde ne yağmak, yıllardır böyle güzel bir kitap arayışındaymışım meğer diyorsun. Kitap hiç bitmesin istiyorsun ama inadına o kadar kolay okunuyor ki.
Paralel evrenlerde yaşayan bir yazarın hayatından bir kesit sunuluyor kitapta. Yazar kendi deyimiyle 'yazarken yaşıyor, yaşarken yazıyor'. Kitabın en başından itibaren hayal ve gerçekliğin iç içe geçmiş olduğunu anlıyor okur, ama roman öyle güzel öğeler ile süslenmiş ki neresi hayal neresi gerçek diye kurcalamanızın hiç bir anlamı kalmıyor bir yerden sonra. Kitabın tamamı hayal veya tamamı gerçekte olabilir. Hayal ve gerçekler arasındaki geçitler o kadar büyüleyici ki, anlatılan olayın gerçek olup olmaması önemini yitiriyor. Kitapta Yedi Uyurların köpeği Kıtmir'den tutun, Yüzüklerin Efendisi'ndeki Gollum'a, Oğuz Atay'ın Olric'inden Lolita'ya kadar tüm karakterler birlik olup üzerinize üzerinize yağıyor. 1 seneyi deviren sevgili choc-o-book kitap kulübümüz bu kitabı bağrının derinliklerine sakladı bile. Satır aralarındaki gizli espirileri yakalayıp kahkahalarla gülüyor, Yazarın İngiliz Terrier cinsi köpeği Kıtmir'i elinde piposu ile Sigmund Freud olarak hayal ediyorsunuz. İyi bir yazar olmak için önce iyi bir okur olmak gerekir diyen Murat Gülsoy bu teorisini kendi de uygulayarak bize güzel bir edebiyat şöleni yaratmış. Hissediyorsunuz ki kullandığı hiç bir kelime boşa değil. Her karakterin bir anlamı, manası , sembolü var. George Orwell'in 1984 isimli romanında sorguladığı 'gerçeklik' kitabın anahtar kelimesi olmuş çıkmış. 'Fight club' filmi tadında, 'Matrix' filmi karmaşasında bir kitap. Geriye dönüp bakıyorum da yazar en baştan beri hayal dünyasında olduğunu itiraf etmiş zaten, bu durumda bize paralel evrenlerde olayların tekrarını yaşadığını veya yazarken yaşadığını düşünmekten başka bir çare kalmıyor. Kendimce keşfettiğim bir nokta daha var ki o da yazarın zaman zaman sabit noktalara duyduğu ihtiyaç. Sabit ve gerçek noktalar bulduğu anda zamanı askıya alıp yaşamını romanındaki bir karakter gibi devam ettiriyor. Mezar taşı, park, tostçu bunlardan bir kaçı. İç sesi desen tam bir 'animal instinct' kahkahalarla güldürüyor. Ne zamandır güzel bir kitap okumadım, hem edebi olsun, hem güncel hem de güldürsün diyenlere Murat Gülsoy tavsiye edilir.
Kendisi ayrıca Boğaziçi Üniversitesinde yaratıcı yazarlık dersleri vermektedir halen. Geçen yıl Robert Kolej'e konuşma yapmaya geldiğinde konuşmasına hayran kalmış ve herhangi bir romanını okumamızı kitap kulübüme önermiştim. Sonuç: herkes mutlu, herkes umutlu. Bir sonraki ay okuyacağımız kitabı da Murat Gülsoy sayesinde seçtik. Bu kitabında devamlı bahsi geçen ve kendi baş ucu kitaplarından da biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü.
Okuma sevgisi hiiiiççç sönmesiiiinn ...
Tüm kitap kulübündeki dostlarıma ve blogumun takipçilerine sevgiler..
irem..

1 comment:

  1. You have expressed my sentiments exactly! Thank you for sharing...

    ReplyDelete