Sunday, December 2, 2012

Diyetsel durumlar ve Nazilli Sepetim..

İroni mi? Buyrun benim..
Akademik senenin ik haftaları, öğrencilere edebi terimleri öğretmeye çalışıyorum. Irony (İroni) listenin başına kurulmuş oturmuş. Kimisi bu terime çok yabancı, kimisi biliyor ama pekiştirecek. Öyle bir örnek lazım ki unutmasınlar.. Aklıma kendim geliyorum. İroni'nin ta kendisiyim zira. Yazın sonlarında Dukan diyeti nutukları atıp, et yiyin, yoğurt yiyin, vu-hu süper alt başlıklı bloglar yazdığımı hatırlarsınız. Oysa ki o nutukların 2 ay öncesine kadar Vejeteryanlığı araştırıyor, kendime yiyebileceğim sebze meyveler araştırıyordum hatta eti sadece Balığa indirgemiştim. Vejeteryanlığı araştırıp ondan sonra etobur hayatı yaşayan bir insana başka ne denir ki? Peki ne oldu Dukan? Nerelerde neler yapar diyenlere? 3 öğün saf et yemek zorunda kalınca haliyle etten tiksinip tekrar sağlıklı yaşama dönme kararı aldım.
Benim kürkçü dükkanım, Acıbadem'de ki sevgili diyetisyenim Melis Torluoğlu'na geri dönüş yaptım. Ben sıcacık gülümsemesiyle içeri buyur etti vee 'Gelin bakalım bu tartıyı özlemişmisiniz?' dedi. Nasıl çıtı pıtı kendileri, nasıl güler yüzlü. Twitter'dan, WhatApp'ten, e-mailden rahatça ulaşabiliyorsunuz, ara sıra size tehdit mesajları bile yolluyor. 'Hayır o brownie yasak' 'Tiramisu olmaz toplayamayız mazallah'  'Bir çatal alabilirsin canım' gibi mesajlaşmalarımız var kendisiyle. Her eve lazım kendileri. Kendisini Mösyö Dukan'la aldatmış, sonra tıpış tıpış dönmüş gibi hissediyorum. Bu kez yemek alışkanlıklarımı değiştirmekte kararlı. Bende kararlıyım.  
Sorun basit: yemek yemiyorum, aç bile geziyorum, ama çikolata, tatlı, profiterol, kek, cheesecake gördüm mü asla affetmiyorum. 30 yıl boyunca bünyeye giren ıspanakları toplasan belki bir avuç eder, bezelye desen ööö, kereviz desen bööö, pırasaymış, nohutmuş, mercimekmiş ömrümde ağzıma sürmem. Çocukken büyükbabamın zorla yedirdiği bamyalar sayesinde midir nedir Vegi-Fobi oluşturmuşum kendime. (Ha ha sevdim bu kelimeyi Vegi-fobi). Fasulye var kaç, bakla var depar at. Ama hamburger'e koş. Nasıl sağlıksız bir beslenme çeşidi. Nasıl haksızlık etmişim bünyeme yıllardır. 
Şimdi kendimi sebzeye alıştırmaya çalışıyorum. Sağlıklı beslenmeye. Ara öğünlerimde, ders aralarımda hemen ağzıma çikolata atmak yerine elma-mandalina-ceviz-badem yemeye. Geçenlerde City farm'dan kurutulmuş elma alırken yakaladım kendimi.
Sanırım işe de yarıyor gibi. Sanırım bu kez olacak. Kan tahlillerimde çıkan o yüksek kolestroller, triglisseridler aşağıya inecek başka şansı yok. 

****

Motivasyonum: Nazilli Sepeti

İş yerimin bana kattığı bir güzellik te, burada tanıştığım yabancı arkadaşlarımın hayat stilleri ve beslenme şekilleri. Okulun içine kadar gelen, hafta sonu tüm lojmanları tek tek dolaşan sütçüden alınan taptaze sütler kaynatılıyor, cam şişelere konuluyor, hatta mayalanıyor, yoğurt yapılıyor. 
Cumartesileri Feriköy'de ki organik pazara servis kaldırılıyor, alışverişler oradan yapılıyor. 
Yabancı bir ülkede yaşadıkları halde işin kolayına kaçalım da gidip marketten alalım demiyorlar, çünkü en değer verdikleri şeylerden biri toksinsiz yaşam. 
Saçını boyamayı bırakan arkadaşlarım var kendi doğal hallerine bırakıveriyorlar saçlarını, varsın gri olsun, süsten püsten boyadan daha önemli değil mi sağlık? Boyalı süslü bebek olma takıntıları çook eskilerde kaldı, artık önümüzde bir kanser gerçeği var.
Yan masamda oturan Kanada'lı arkadaşım bir gün heyecanla bana gelip diyor ki 'Nazilli Sepeti' diye birşey keşfettim, sipariş vereceğim, tıpkı Kanada'daki gibi, her hafta ürünleri kapına getiriveriyorlar. 
Bende denemeye karar veriyorum. O hafta mevsim sebzelerinden ne varsa, dalından koparıp, ertesi gün evinize ulaştırıyorlar. 
Nazilli Sepetim 
Siparişimi verdiğim hafta heyecandan vakit geçmiyor. Tweet atıyorum, hemen cevap yazıyorlar. Aynı zamanda sosyal medyayı da çok iyi kullanıyorlar. Ben sebze sevmeyen adam heyecanla taptaze sebzelerimin gelmesini bekliyorum. Cuma günü olduğunda UPS tarafından kocaman bir koli geliveriyor kapıya. İçinde taptaze kütür kütür sağlıklı meyve sebzelerim. Heyecanla tezgaha dizip onları seyredalıyorum. Hatta bu resmi çekip Facebook'a koyuyorum. Bir arkadaşım hemen beni kendime getiriyor. 'Sen bunları pişirene kadar bozulmasınlar, dikkat!' Öyle ya! Bunları birde pişirmek lazım. Ben ömrümde ağzıma kereviz koymayan adam şimdi elimde koca bir kerevizle oturuyorum. Kuru incir hiç tatmamış, bal kabağı ağzıma sürmemişim. Ertesi gün tariflere bakmaya başlıyorum. Hatta Nazilli Sepeti'ne tweet atıyorum 'kutuya tarifte koyun' diye. Balkabağını püre haline getirip içine unlar, şekerler, pudra şekerleri eklersen müthiş bir keke dönüşüyor. Hemen kapatıyorum o sayfayı. Bu kez kararlıyım hayatımda kek-pasta YOK. Hem fazla kilolardan hem toksinlerden arınmaya kararlıyım. Bu güzel sebzelerden ortaya çıkan ilk mamül anneciğimin yardımı ile müthiş bir sebze çorbası. Resmen içmeye doyamıyoruz. Öyle bir havuç ki yemeğe doyamıyorum. O kadar taze, o kadar tatlı. 
Nazilli Sepeti'ni rutine bağlayıp, üzerine birde İpek Hanım'ın çiftliğinden peynirler, mercimekler, baklagiller sipariş ederek taçlandırmayı düşünüyorum her hafta. 
Bunu hakediyor bünyemiz bence. Zaten şehirde yaşayarak ona yeteri kadar zarar veriyoruz. 
Zaten mikro dalgaları, cep telefonlarını kullanarak ona kötülük ediyoruz. Pis hava soluyoruz, yetmiyor güzellik uğruna kremler, kokular, boyalar sürünüyoruz. Bari yediğimiz yemekler sağlıklı olsun. 
Birde kime anlatsam 'ay bu pazarda 1 lira, şu 2 lira' diyorlar. Hangi pazar? Hele çalışan bir aile için hangi sağlıklı alışveriş imkanı? Bırakalım her cuma sezon meyve sebzesi ne varsa gelsin kapımıza. 
Tembeller için mütiş hizmet vallahi. Seni çok sevdim Nazilli Sepeti.
Sen ki bana ıspanaklı, kerevizli, brokolili, havuçlu bir çorba içirdin ya, helal sana :) 

***
Başka ne alemlerdeyim? 
Sporium üyeliğim bir kenarda duruveriyor, bir üşengeçlik anlatamam, koşu bantları, spinningler, zumbalar şimdilik çok uzak bana. Onun yerine arabayı evde bırakır oldum. Gideceğim yer 2-3 kilometre sınırları içerisinde kalıyorsa kesin yürüyorum. Hava koşullarını takmıyorum şimdilik. Güzel şeyler görmeye çalışıyorum yürürken, araba camından sarkmış patiler gibi mesela. 

Mutlu ve Sağlıklı haftalar diliyorum herkese.. 

Sevgiler;

irem :) 


1 comment:

  1. I loved reading this! Let me know how I can support you in your decision to eat more healthily! xoxo

    ReplyDelete