Saturday, December 22, 2012

Tüm kozmetiklerimi nasıl çöpe attım?

Sağlıklı yaşam beni bırakana kadar benim kendisini bırakmaya niyetim yok. Son zamanlarda ki takıntım kullandığımız kozmetiklerin içerikleri, ve vücudumuza sürdüğümüz milyonlarca kimyasal madde içeren ürünler. 30 yaşımda bile olsa bu aydınlanmayı yaşadığım için çok ama çok mutluyum. Hatta bu aydınlanmayı yaşamam talihsiz bir hastalığa şahit olduğum için bile olsa yine de minnettarım evrene.
Şimdi; kullandığımız kozmetikleri düşünmekle başlayalım. Şampuan, deodorant, dudak parlatıcısı, vücut kremleri, makyaj malzemeleri. Şimdi biraz daha açalım. En sevdiğim ürünlerden biri olan John Freida'nın saç buklelerini iri ve güzel gösteren şampuanı ve saç kremi, bioterm'in 24 saat etkili deodorantı, Victoria Secret'ın, Bath and Body Works'un bol kokulu, hatta misler kokulu vücut kremleri, kirpikleri iri gösteren ıvır, dudakları dolgun gösteren zıvır, kimyasaldan başka birşey barındırmayan ve kokuları sadece 2 dakika süren body mistler. Devam edelim, makyaj temizleme sütü ve toniği en etkili koruma, 5i bir yerde özellikli, göz makyajı temizleyicisi o kadar etkili ki, dokunduğun an makyajını çıkarıyor. Bunlara ojeleri, asetonları ekle, yaşlandırmayan, çizgileri yok eden bilmem ne yüz kremlerini ekle, etti mi sana bir sepet dolusu kimyasal madde. Şimdi gidip vücudunuza bir test yaptırsanız yüzde kaç kurşuna veya zararlı maddeye maruz kalmışsınız ağzınız açık kalır sanırım. Tıpkı benim ağzımın bu yeni öğrendiğim bilgiler sayesinde açık kaldığı gibi. Bunun birde çoluğunuza çocuğunuza uyguladığınız şampuanları var, erkeklerin traş malzemeleri, yüz kremlerini de unutmayın.
Saç boyasına asla girmiyorum bile. Kafa derinizden içeri direk kimyasalı basıyorlar dememe gerek yok sanırım. Ben aldığım bir karar ile son 6 aydır saçıma bir zerre boya değdirmiyorum. Bıraktım kendi haline, varsın 1 sene çirkin gözüksün.
Şimdi sizde oturun düşünün bakalım 'Biz vücudumuza ne yapıyoruz?' Ya da boşverin siz kara kara  düşünmeyi, bu siteye girin bir bakın. Bu kozmetik içeriklerini gösteren onlarca siteden sadece biri.
http://www.ewg.org/skindeep/
2-3 krem ismi girip bakayım dedim, bir bakmışım içinden çıkamadığım bir hal almış. Gittim içeriden bütün kozmetiklerimi getirdim, yığdım çalışma masama, başladım tek tek isimlerini ve içeriklerini aratmaya. Çoğu risk derecesinde. Aslında buna bile gerek yok. Arkasını çevirin, içindeki garip bileşimler ve anlamadığınız isimler size yeteri kadar korku yaşatacak. Gecenin sonunda bir baktım ki benim kozmetiklerin çoğu tarafımdan post-it'lenmiş. üzerlerinde 'hemen kurtul' 'asla' 'sakın' 'direk çöp' gibi yazılar yapıştırmışım.
Bunlardan biri cildimi anında parlatan maskem, diğeri cildimi anında pürüzsüz yapan fondötenim.
Sonra oturdum bu video'yu izledim. http://www.storyofstuff.org/movies-all/story-of-cosmetics/
Annie Leonard dünyaca ünlü çevrecilerden ve en büyük eleştirisi rüşvet yiyerek bu ürünlerin satışlarına onay veren yetkililer. Annie Leonard ile tanışmamız yıllar önce dünyaca ünlü videosu 'story of stuff' ile olmuştu. Eski öğrencilerim hala hatırlar, derste evire çevire işliyorduk bu konuyu. Elektronik marketlere giriyorsun ve 3 dolara bir radyo görüp satın alıyorsun, o 3 dolar onun maliyetini bile karşılamıyor, peki o zaman o ucuza aldığımız şeylerin fiyatını esasında kim ödüyor? Başlangıç sorusu buydu. Leonard buna benzer 5-6 video daha hazırladı, işte bunlardan biri de 'kozmetiklerimizin içinde neler var?'
O ekstra parlatsın, bu dolgun göstersin, şu daha uzun dayansın diye aldığımız kozmetiklerimiz aslında içeridkleri toksinler açısından en zararlıları. İçlerinde ne idüğü belirsiz garip maddeler barındırıyorlar. Kısacası gidip paralar döküp aldığımız kremler bizi zehirliyor, tıpkı yediğimiz GDO'lu yemekler gibi.
Ne yapmalı? İnanın bende kara kara düşünüyorum. Fransanın Provence bölgesinde Organik tarım ile yetiştirdikleri melek otu/ ölmez otu/ lavanta ve shea yağı ile övünen çook meşhur bir Fransız markası var mesela. Ya da eczanelerde satılan çok iyi bitkisel kremler, yağlar, tonikler. Organik yüz kremleri, temizleme ürünleri denince büyük bir pazar ile karşılaşıyorsunuz, çok fazla seçenek var, siz sadece bakının, araştırın yeter. Kendinize bu güzelliği yapın..
Sevgiler..
irem

No comments:

Post a Comment