Saturday, February 16, 2013

imza: bir dost :)

Yaşasın Facebooklar, Twitterlar... Yaşasın blogum sayesinde tanışıp yakınlaştığım insanlar. Bir kaç zamandır blogumu ilgiyle takip eden, paylaşan, yorumlar yazan güzel bir insan dikkatimi çekiyor, meğer eşimle eskiden beraber iş yaparlarmış, kendisi ile facebookta ekleşmemiz üzerine çok değişik bir dostluk başlıyor aramızda. O benim blogumu okuyor, paylaşıyor, yorumlar yazıyor. Ben onun facebook'ta resimlerini koyduğu tatlı mı tatlı oğluşunun resimlerini beğeniyorum. Yani öyle bir şey ki, birbirimizi görmeden tanıyoruz, ne yeriz ne içeriz, nerelerde gezeriz, neler okuruz hepsini biliyoruz. Çağımız teknolojisinin bize verdiği bir nimet işte.. Karşındaki insanla illa aynı masada karşılıklı oturmasanda onun derdini tasasını bile paylaşabileceğin bir konuma gelmek. Hani romanlarda okuruz ya.. Farklı ülkelerde mektuplaşan kadınlar birbirlerine sırdaş olurlar yıllarca lakin yıllar sonra görüşürler, işte öyle bir şey. En son 'Reading Jane Austen in Tahran' diye bir kitap okumuş ve fazlasıyla etkilenmiştim kadınların o mektuplaşma ile yıllarca devam ettirdikleri dostluğundan. Öyle ya.. Burnunun dibinde ne dostlar var, dost sanıyorsun sonra bir bakıyorsun düşmanınmış meğer yıllarca. Onlarla her hafta yüz yüze buluşuyorsun da ne oluyor, bir çatırdamaya bir husumete bakıyor dostluklar. Oysa bu farklı.. Bir bakıyorsun aynı filmden hoşlanmışız, bir bakıyorsun bir çikolatacı dükkanına girmiş ve aklına ben gelivermişim. Bizim arkadaşlığımız ve paylaşımlarımız çoğala dursun, paylaşımlarımızın birinin sonucu olarak bana müthiş bir süpriz hazırlıyor bu güzel insan. Bu arada atlanmaması gereken bir detayımız daha var ki o da kendisi bir kaç yıllık bir süre için Almanya'da yaşıyor. 
Tam da sevgililer gününde, upuzuun bir toplantıdan çıkmış, yorgun argın eve geliyorum ki kapıda kocaman bir kargo paketi. İnternet siparişim geldi diyeceğim ama yok başka bir isim var üzerinde. Nasıl nedir dememe fırsat kalmadan hemen açıyorum poşeti, açtığım anda ağzım kulaklarıma gidiyor, yüzümde güller açıyor.. Bir koca kutu dolusu çikolata.. 
Aman allahım, böyle güzel bir jest olamaz. Kutuyu karıştırdıkça farklı bir lezzet çikolata çıkıyor karşıma. Hepsi özel kurdelelenmiş, uğraşılmış, emek verilmiş. Onları paketlerken yüzümün alacağı şekli düşünmüş, hayal etmiş, beni mutlu edecek bir kart yazıp, karta uygun ayrıca bir çikolata iliştirmiş. 
Kim istemez böyle bir jest? Kim istemez böyle güzel bir arkadaş?
Blogum vasıtasıyla bir kez daha çok teşekkür ediyorum sevgili Emine; bana böyle güzel bir süpriz yapıp, arkadaşlığın henüz ölmediğini bir kez daha kanıtladığın için. 
Sevgiyle kal;
irem 

1 comment:

  1. Ellerine saglik...Utandirdin beni...ama bu sana az bile keske daha cok gönderebilseydim ....sen daha iyilerine laiksin gibi geliyo bana....seninle bu sekilde olsada tanismak cok mutlu oldum :-)))

    ReplyDelete