Saturday, March 9, 2013

Hangi kadınlar günü?

'Emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun hocam'  diyen bir öğrencim sayesinde hatırladım ki bugün 8 Mart Kadınlar günüydü. Ama hangi kadınların? Dövülen işkence gören, dayak yiyenlerin mi? Bütün gün ırgat gibi çalışıp eve geldikten sonra da sahane sofralar bekleyen kocası beklediğini bulamayınca sofraları ters çevrilip alaşağı edilen kadınların mı? Kocamdır severde döverde mantığı ile hareket eden kadınların mı? Ekonomik özgürlükleri olmadığı için kocanın eline muhtaç bakan kadınların mı? Mahalleli ne der? nasıl bırakayım gideyim adamı diyenlerin mi?
Ben kutlamıyorum kadınlar günü dostlar. Ben mutlu mesut evimde eşit şartlar altında yaşadığım kocamla çıkıp taksim meydanına naralar atsam ne yazar? Devletin hala kadınların sosyal güvencelerini sağlamadığı, şiddet gören kadınların kocalarının 1 gece nezarette kalıp ertesi gün eve geri gönderildiği bir ülkede ben bu günü kutlamayı reddediyorum.
Misal; geçen gün arabama çalıştığım kurumda hizmetli çalışan ablalardan birini aldım, otobüs durağına bırakmamı rica etti, binbir minnet ve dua etti arabadan inene kadar, o kadar nazik ve narindi. Konu çoluk çoçuk ev hayatı derken kocasına geldi. Şizofren hastalığı varmış kocasının 20 yıldır, eve gelip çocuklarını karısını dövüyormuş, hastalığını bahane edip kahvehanelerde oturuyormuş bütün gün, tek maaşa bakıyor tüm çoluk çocuk diyor. Ben hastalanamam, hastalansam çoluk çocuk açız diyor. Derece ile okuyan 2 çocuğu varmış, baba dayağından gına geldi ve bıraktılar okulu diyor. Çok yalvardım ama okumaya devam etmediler, hayata küstüler diyor. İnanın o abla konuştukça ben yerin dibine giriyorum, arabam işim evim birden değersizleşiyor. Ben her gece kafamı yastığa rahat koyarken milyonlarca kadın bu şartlar ile hayatlarını idame ettiriyor. Ertesi gün işe mor bir göz ile geliyor belki, ama yine de güçlü.. Herşeye rağmen biliyor ki çoluk çocuk onunla ayakta duruyor. Akıl vermek haddime değil ya, sadece 'nasıl katlanıyorsun?' Diyebiliyorum. 'Ne yapayım, mahalleli ne der sonra, hasta kocasını bıraktı demezler mi?' Diyor. Okulda yanından geçerken selam verdiğimiz, kolay gelsin dediğimiz bu ablamız her gün eve başına ne geleceğini bilmeden gidiyor, her sabah gözlerini böyle bir hayata açıyor.
Entel takımda çıkmış kadınlar günü patırtılarıyla gereksiz yere medyayı işgal ediyor.
Boşversenize, hangi kadınlar günü? Ben mi emekçiyim o mu?
İşin daha acı kısmı ne biliyor musunuz? Bu ezilen kadınların kocaları trafikte gerek taksici olarak gerek maganda olarak karşımıza çıkıyor. Evde karısına bu muameleyi yapıp karşı tavır görmediği için, trafikte gördüğü her kadını aynı sanıyor. Maganda gibi yol kesip, '*** be kadın' diyerek hor görüyor. Yıllarca başımıza gelmedi mi? Geldi. Ben ne yaptım? Her seferinde bir güzel ağızlarının payını verdim, her seferinde bir şok!
'Nasıl ya? Kadın geri cevap verdi! Demekki dünyada hakkını koruyan kadınlarda varmış' dedirttim.
Gerçi neyi değiştirir? Eve gittiğinde karısı her şeyine boyun eğdiği sürece, devlet dayak yiyen kadınları korumasına almadığına göre, kadınlarımız mor çatıya sığınıp sonra kocamı özledim deyip evlerine geri döndüğü sürece, kadınlarımız hala namus davalarından öldürüldüğü sürece neyleyim kadınlar gününü?
Çok mu pesimist bir yazı oldu? Bu da böyle olsun ne yapalım. Gerçekler acıtır birazda...
Ülkemizde daha çok magandayı eğitebileceğimiz gelecek günlere umutla bakıyorum hala.. Ne de olsa bir öğretmenim ve payıma düşeni sonuna kadar yapıyorum..
Sevgiyle kalın,
İrem

No comments:

Post a Comment