Friday, November 29, 2013

Kısacık bir hikaye

Bir ağustos böceği ile karınca varmış.
Karınca bütün yaz boyunca çalışmış, etrafındaki insanlara çok ama çok iyi davranmış, onları sevmiş, evine davet etmiş, en güzel şekilde ağırlamış, neşe saçmış, sevgiyle beslemiş etrafını.
Ağustos böceği ise kafasına göre bir telden çalıyormuş, insanlara kötü davranıyor, kalplerini kırıyor, karınca ile görüşmüyor, gördüğü yerlerde bir selamı bile esirgiyormuş.
Sonra kış gelmiş. Bir de minik mucize gelmiş karıncanın evine.
Karıncanın evi misafirle dolmuş taşmış, bolluk, bereket ve dostluk doluymuş ev.
Ağustos böceği karıncanın kapısını çalmış.
'Lütfen beni de al, açım, üşüyorum, yalnızım.' demiş.
Karınca dönmüş ve 'Aklın şimdi mi başına geldi ağustos böceği? Beni yerden yere vurup, kalbimi kırarken hiç düşünmedin mi bir gün kapımı çalacağını? Herkes ne ekerse onu biçer, sevgi ekseydin şimdi o sevgi ağacı yeşerip dallanıp budaklanmıştı, oysa sen nefret ekmeyi tercih ettin' demiş ve kapıyı suratına kapatmış.
Ağustos Böceği ise kapının dışında kalıvermiş. Pişmanlıklar için artık çok geçmiş.

Hamiş: Adımlarımızı geleceği düşünerek atacakmışız zira sonra suratımıza kapanan kapılar için dövünmek hiç bir fayda getirmezmiş.

İyilikle, güzellikle, sevgiyle kalın…
İrem


No comments:

Post a Comment