Friday, July 3, 2015

Selam olsun Gümüşlük Akademisi'ne...

Uçağın penceresine alnımı yaslamış en sevdiğim işi yapıyorum... Hayal kuruyorum. Sonra o hayalleri bozup yenilerini kuruyorum ve daha da yenilerini taa ki uçak tekerleklerini Milas'ın yeşiline değdirene kadar.
Ve otobüsle devam ediyor yolculuk... Sağımda uzanan bin mavi... Ve tüm güzellikler. 
İstikamet Gümüşlük Akademisi. İki senedir sıkı sık gidip kapısını aşındırdığım Arnavutköy'deki ikinci evim. Şimdi ise Bodrum/ Gümüşlük'teki anavatanındayım... 
Burası Latife Tekin'in ellerinde devleşse de başka bir sihir daha var. Herkes mutlu, herkes gönüllü, herkes güleryüzlü, herkes dost, herkes can... 

Atölyeler, yazı çalışmaları, tiyatrolar, heykel, resim çalışmaları, şiir, şarkı, arkeoloji, mitoloji seminerleri  ve daha niceleri yapılıyor burada. Yazarları var yazar adaylarına el veren... Şairleri var size en güzel şiirlerinizi yazdıran...
Gençleri desteklemek, disiplinlerarası köprüler kurmak, sanatın her dalını desteklemek onların birincil işi. Ve bunu yaparken her zaman bir bardak sıcak çayları var size ikram edecek. Her türlü yardıma ve desteğe de açıklar.
Son iki sene çok güzel insanlar biriktirdim onlar sayesinde. Hem hocaları dost, hem de öğrencileri. Hem ustaları güzel hem de çırakları.  İşte böyle bir çok hoşluğu barındıran bir mekan. Buraya koşa koşa gelmez de ne yapar ayaklar? 
Akademi'nin sınırları içine girdiğim andan itibaren emin ellerde olduğumu biliyorum. Evimdeyim adeta. Bir bahçeleri var, içinde bir de gölet. Göletin içinde su sümbülleri, tomurcuklanmış Nilüfer çiçekleri, yaprakların üzerinde oturan mutlu kurbağalar, balıklar... Bir de minik su kaplumbağası çıkagelmiş başka diyarlardan. Amfi tiyatrosu, göl kenarında sedirleri, masaları var. Gelir gelmez bana deniz börülcesi pişirmeyi öğreten Zübeyde Ablası var, kümeslerini seven mutlu tavukları var, koca bir kütüphanesi, ve Bodrum esintili sınıfları, çalışma odaları var, Tom Amca'ın kulübesinden hallice kabinleri, ağaç evleri... Var da var... 
Bir de odama girdim ki... 'İlhan Berk' odası burası dediler. Şair'in masası, sandalyesi, yatağı... 'E şimdi benim şiir yazmam gerekiyor bu odada' dedim. 'Artık patlatıcan bir şiir' dediler. 
'Bitki çayı içeceğim' diyorum 'biberiye toplayalım mı?' diyorlar. Sabah kahvaltısında kendi bahçelerinden toplanıp kaynatılmış mis gibi reçeller ikram ediyorlar. 
Tüm bu güzelliklerin üzerine bir de Latife Hanım'ın hoş sohbeti varsa keyfiniz katmerlidir efendim. 
Gümüşlük Akademisi kısaca budur... Hoşluktur, güzelliktir, dostane sohbettir, sanattır, 'iyi ki tanımışım' dedirtendir... Siz de inceleyin programlarını, kışın da İstanbul'da atölyeler tam gaz devam... http://www.gumuslukakademisi.org/Default.aspx
Bin minnet... Bin selam onlara...

İrem 






No comments:

Post a Comment