Wednesday, September 25, 2013

Uçtu uçtu 40 uçtu..

Herşey bir arkadaşımın beni arayıp bebeğini bana 40 uçurmasına getirmek istemesi ile başladı. Hemen sordum tabi '40 uçurması nedir? ve ne yapılır?' Pek birşey anlatmayınca hemen internete baktım, anne bloglarını okudum, 40 uçurması nedir, 40 banyosu nedir, neler yapılır, nasıl yapılır öğrendik ve uyguladık bizimkine. Gelin bakın neler yaptık.
Hastanede doğum yaptığım günden beri herkesin ağzında bir 40 lafı.
Annenin 40 gün sıkıntısı olur, bebek 40 gün sonra düzene girer, 40 günde ancak uyku saatleri oturur, 40'ı çıksın öyle ziyarete gelelim, 40 gün lohusa olunur... Kırk küp kırkının da kulpu kırık küp..
Bizimkide huysuzlanıp, ağladıkça sihirli rakam 40'a ulaşmak için gün sayar oldum. Sanki bir mucize olacak ve 41. güne uyandığımızda bizim uykusuzluk bitecek şöyle 8 saat deliksiz uyuyacağız, Sarp birden ağlamayı kesecek, bir güzel beslenecek, hiç gazı olmayacak.
Oysaki bizim 40. günümüz tam 6 saat uykuya dalamayan bir bebeği pışpışlamak ile geçti. O gün gelen misafirlerimiz halimize acıyarak evimizden ayrıldı. Hırpalanmış bir şekilde 6 saatin sonunda zar zor uykuya daldığında bizim 40 banyosuda hayal oldu, uyandırmadık.
Derken 41. gün oldu. Belki gökyüzünden mucizeler yağmadı üzerimize ama biz mucizevi birşey keşfettik: EMZİK.
Evde denediğimiz üç beş modeli hep tükürüp atan Sarp Efendi, bize ziyarete gelip emziğini bizde unutan arkadaşı Kuzey Bebeğin emziğini bir güzel kabul etti. Meğer yılmadan bütün markaları denemek lazımmış. (Bizimkisi Avent markada karar kıldı.) Bu mucizevi günde keşfettiğimiz bu mucizevi icat ile bizimkisi gece gündüz demeden uyudu. Akşam 6'da uyuyup gece 12'de uyandı. Bizde Sarp'ın tilki uykularına alışık olduğumuz için olsa gerek ha uyandı, ha uyanacak derken başında bekledik. Bu kadar uzun süre boş kalmışken ne yapıyorduk unutmuşuz. Birşeyler mi izlesek? okusak? uzanıp dinlensek? Aaaa doğru yaaa başbaşa sohbet ederdik biz. Eşimle koyduk kahveleri karşılıklı birbirmize bakıyoruz. İyi de ne konuşuyorduk biz? Yine konu Sarp'a geldi.
41. günümüzde emziğin de bize verdiği rahatlığa güvenerek 1 gün rötarlı da olsa 40 banyomuzu yapmaya karar verdik. Öyle derin derin uyuyordu ki uyanmasını beklememiz saat 23.00'ı buldu. İnternetten okuduğumuz kadarıyla hazırlandık. Buna göre;
40 banyosu için gereken malzemeler:
1 adet 40'ı dolmuş bebek
1 tutam tuz
1 tutam şeker
1 tutam pirinç
1 adet nazar boncuğu
1 adet altın
Bunlara ek olarak 40 adet taş, 40 adet zeytin veye defne yaprağı da eklenebilirmiş fakat o kadar hazırlıklı değildik. Olduğu kadar artık.
Anneannemiz bir tasın içine su doldurdu, suyun içine ömrü bereketli olsun diye pirinç; tatlı dilli olsun diye şeker; dayanıklı olsun diye tuz; zengin olsun diye altın, nazarlar değmesin diye de nazar boncuğu attık. Anneannemiz duasını okuyup elini suya 40 kez batırıp çıkardı. Göbeği düştüğü günden beri her gece üşenmeden yaptırdığımız banyo ritüelimiz bittiğinde de tasın içindeki su Sarp'ın üzerinden döküldü. Ve Sarp üşümesin diye alelacele sarınıp sarmalanıp odasına giyinmeye götürüldü. Oğlumunda 40'ı böylece çıkmış oldu. Mamasını yiyip uyuduktan sonra bende banyoya girip oğlumun 40 banyosu için hazırladığımız tasta arta kalan suyu üzerime döktüm ve böylece anne oğul 40landık.
Tabi biz işin acemisiyiz, internette ne okuduysak o, sizler şimdi bunu okurken yanlış veya eksik yaptığımız şeyleri farketmiş olabilirsiniz.
Şimdi sıra geldi 40 uçurmasına. Eskiden 40 gün anne ile bebek evden dışarı adımını atmazmış. 40. gün ise 7 tane hane gezilirmiş. Bizimki ilk defa Bebek Parkına gezmeye gittiğinde tam 11 günlüktü. Ardından ne Akmerkezi kaldı ne İstinye Park'ı.. Restoranlara gitti, Starbuckslarda anne babasının kahvesine eşlik bile etti. Babanesinin evine el öpmeye, anneannesinin yazlığına hatta havuz başına, dede ve büyük dedesinin iş yerlerine gezmeye bile gitti. Kısacası bizim gezenti neredeyse 40 gün boyunca sokak sokak ve kapı kapı gezdi.. Ama önemli olan niyet. 40 uçurması diye bir adet var madem, uygulayalım. Pekiiiii kime gitsek kime gitsek? Bir türlü karar veremiyoruz. 40 uçurması özellikle yüksek katta oturan, mutlu evliliği olan ve maddi açıdan durumu iyi birine yapılırmış. Yüksek kat tercih edilirmişki yüksek mertebelere gelsin. Gittiği evde de ona bir güzel paket hazırlanırmış. Biz tam da o gün Sarp'ı kime götürsek  diye düşünürken baktık mışıl mışıl uykuya daldı. Evde oturmaktan sıkıldığım için birden kendimi sokağa atmak istedim. Sarp'ı da koyduğum gibi pusetine fırladım çıktım Etiler'e yürüyüşe. Şöyle bir hava alırız bahanesi ile yürürken annemlerin aile dostu olan, benim de tüm kalbimle sevdiğim arkadaşlarının evinin önünden geçiyorduk ki annemle aynı anda durduk. Tabi ya nasıl da aklımıza gelmedi. Zoraki 40 uçurması yapacağımız evin sahibi Hande ablamızı aradık hemen, kapısının önünde olduğumuzu söyledik. Misafirperverliği, güleryüzü ve neşesi ile her daim içimizi açan aile dostumuz bizi hemen içeri buyur etti, kapılarda karşıladı. Bizde Sarp'ı Etilerde bir apartmanın en üst katındaki dairenin terasına çıkardık. Terasta Sarp gerine gerine uyandı, mamasını Hande teyzesinin kucağında yiyip tekrar uslu uslu uykuya daldı. Kah güneşlendi kah Hande teyzesinin çiçekli terasında mis gibi oksijeni içine çekip bize gülücükler attı. Bizimkisi biraz çat kapı 40 uçurması olsada Hande Teyzesi bizi eli boş göndermedi ve Sarp'a bir poşet hazırladı.
6 adet yumurta, hemen büyüsün, sağlıklı olsun, tok gözlü olsun ve soyu devam etsin diye.
1 tutam pamuk, saçı sakalı ağarsın ve kalbi pamuk gibi olsun diye
1 adet soğan, kat kat bereket olsun diye
1 dilim ekmek, elinin bereketi azalmasın, eli ekmek tuttuğu günleri görsün diye
1 kese lokum tatlı mı tatlı bir hayatı olsun, hemde tatlı dilli olsun diye
Çat kapı 40 uçurmamız için fazlasıyla nazikçe düşünülüp hazırlanmış paketimizi alıp ordan ayrılıyoruz. Annemle bir balıkçıya gidip güzel bir 40. gün kutlama yemeği yiyoruz. Yemekte Sarp uyanıyor. Hiç korkmuyorum uyanmasından. Artık her uyanışında kanırta kanırta ağlamıyor. Karnı tok ise etrafına bakınıyor, oyuncaklarını takip ediyor, kendi kendini oyalayabliyor.
İçimde garip bir huzur var. 40 galiba gerçekten mucizevi bir dönüm noktasıymış. Kendi kendime 'Uçtu uçtu 40 uçtuuuuu' diye mırıldanıyorum gün boyunca. Anne baba olarak 40 uykusuz geceyi başarıyla atlatmış olmanın zaferini yaşıyoruz.
Dile kolay 40 gün geçti Sarpla.
Sarp'ın tam 40 günü doldu bile bu dünyada. Daha dün gibiydi oysa o ilk ağlaması. O artık 'yeni doğan' statüsünde değil. O artık bir bebek. Üzerine olmayan, dar gelen yeni doğan kıyafetlerini katlayıp kaldırırken gözlerim bile doluyor. Anneliğe veriyorum. Malum artık 40'ımız çıktı, lohusa şımarıklığı da bitti gitti..
İşte dostlar bizim 40'ımız böyle uçtu.. Darısı tüm diğer anne ve bebeklerin başına..


Bu arada ben bu yazıyı yazarken bir yandan gelen bir mesaj ile yakın bir arkadaşımın da doğum yaptığı haberini alıyorum. 1 haftadır bekliyorduk bebeği. Ne mutlu.. Dünyaya bir minik bebek daha gözlerini açtı bugün. - Tebrikler Ülkem ve Jeremy Hardy çifti.. Ve aramıza hoşgeldin Bebek Hardy..

Sevgiyle kalın...
İrem






No comments:

Post a Comment